Okuduğum ilk Ermeni yazar ve kitap .Ben ilk incelememi bu kitap üzerinde yapmak istedim. Çünkü kendi kökenimden birini tercih etmek benim için daha değerli olur...
Kitabı elime alıp arka kapağını okurken bir cümlede "Bitlis" adını gördüm. İlk başta şaşırmıştım; yabancı bir yazar neden Türkiye'deki bir şehirden bahsediyordu? Sonra yazarın soyadına tekrar baktım: -Saroyan- O anda bunun bir Ermeni yazar olabileceğini düşündüm; çünkü Ermeni soyadlarında genellikle"-yan" eki bulunur.
Kitap, yurtlarından koparılmak zorunda kalan insanların hikâyelerini anlatıyor. Doğdukları, büyüdükleri ve anılar biriktirdikleri topraklardan ayrılıp hiç bilmedikleri yerlere gitmek zorunda kalan mülteci ailelerin yaşadıkları acılar kısa öyküler aracılığıyla aktarıyor.
-----spoiler içerir-----
Beni en çok etkileyen öykülerden biri, çocukken ailesiyle birlikte Türkiye'den ayrılıp Amerika'ya yerleşen bir Ermeni profesörün hikâyesiydi. Yıllar sonra evlenip çocuk sahibi olan bu adam bir kaza geçiriyor ve hafızasını kaybediyor. Ancak hafızasından geriye kalan tek şey çocukluğunun dili olan Ermenice oluyor. Eşi ve çocukları onunla iletişim kuramaz hâle geliyor. Ve hayattının geri kalanında onlar ile hiç bir şekilde konuşamıyor...
Kitapta aklımdan çıkmayan bir cümle vardı:
"Geri dönmesinler diye mezarlar bile tahrip edildi."
Yalnızca mezarları değil, evlerini ,kiliselerini yaktılar bir halkın geçmişini, hatıralarını ve izlerini yok ettiler . Yazar, geride bırakılan evlerin, kiliselerin ve anıların yok edilmesini büyük bir hüzünle belirtiyor...