• Bir yıl, Dımışk (Şam) Camisi'nde yatan Yahya Peygamber'in başının ucunda ibadete girmiştim. Benî Temim Arap meliklerinden, insafsızlığıyla ünlü biri, yüce kabri ziyarete geldi. Namaz kılıp dua etti, dilekte bulundu.
    Gerek yoksul gerek zengin, herkes bu kapının toprağının kölesidir. Hem de zengin olanlar, daha muhtaçtırlar.
    Namazdan sonra, yüzünü bana döndü:
    "Dervislerin yardımı var, onların Cenabı Hak'la gerçek işleri var. Bana gönülden yardımını yoldas et; çetin bir düşmanım var. Ondan, endişeler içindeyim." dedi.
    Yanıt olarak:
    "Kavi düşmandan zarar görmek istemiyorsan, zayıf halka merhamet et." dedim.
    Zorlu pazılar, güçlü pençelerle zavallı bir zayıfın kolunu kırmak,
    hatadır.
    Düşkünlere, çaresizlere acımayan kişı korksun; çünkü bir kez yıkılırsa, kimse elinden tutup onu kaldırmaz. Her kim kötülük tohumunu eker de iyilik biçeceğini umarsa, yanlış düşünceye saplanmış, saçma bir hayale bağlanmıs olur. Kulaktan pamuğu çıkar,halkın dileklerini dinle, halka adalet göster. Eğer göstermezsen, unutma ki bir adalet günü vardır. Âdemoğulları bir bedenin üyeleri gibidirler. Çünkü yaradılışta,
    bir közden yaradılmışlardır. Bedenin bir yerinde bir dert, bir ağrı oluşursa, diğer üyelerin kararı kalmaz. Onlar da rahatsız olurlar. Sen ki, başkalarının sıkıntısından üzüntü duymuyorsan, sana insan adını vermek yakışmaz.