"Başka insanların yaklaşamadığı , yaklaşmaktan korktuğu sarp yamaçlarınıza kediniz bir kapının eşiğinden gözlerini kısıp bakarak, umursamazca esnedikten sonra gelip kuyruğunu hafifçe dizlerinize sürterek kolayca ulaşıveriyordu. Anlaşıldığınızı ve ancak bir kedinin tadını çıkarabileceği ruhsal bir dengeniz olduğunu hissediyordunuz."
Aynı günler aynı biçimde geçiyor, sizin ruh haliniz değişmiyordu. Önünde durduğunuz şeyle, ki bir türlü istediğiniz gibi olmayan hayattı o, aynı renge bürünmüştünüz. Sizi ayırt etmek olanaksızdı. Var mısınız,yaşıyor musunuz belli değildi.
Canlılığın fark demek olduğunu sizden öğrendim.