"hayatta kendimize bir yol çizsek, sonra da o yolun tam tersine gitsek. Yapılmadık şey bırakmasak, olmadığımızı olduğumuzu iddia etmediğimiz , başkalarının olduğumuzu hayal etmesini istemediğimiz bir şeyin bütün hallerini kuşansak.
Okumamak için kitaplar alsak, konserlere gitsek, ama ne müzik dinlesek, ne de kimlerin geldiğine baksak: yürümekten yorulduk deyip uzun gezintilere çıksak ve gidip kırlarda kalsak, sadece ve sadece kırlar bizi uyuşturduğu için."
"Çaba harcamaya karşı duyduğum tiksinti giderek büyüyor, o kadar ki, her türlü şiddetli çabanın karşısında elime ayağıma sahip olamaz oluyorum neredeyse."
"Yağmurun sesinden doğan sessizlik, seyre daldığım daracık sokakta, griye çalan , giderek yoğunlaşan tekdüzeliğin içinde dağılıyor. Yaslandığım camın ve her şeyin yanında durmuş, gözüm açık , ayakta uyuyorum. Binaların kirli cephelerinden , özellikle ardına kadar açık pencerelerden kopan, ışıl ışıl, karanlık suyun iplik iplik dökülmesinin içimde hangi duyguları uyandırdığını bulmaya çalışıyorum. Ve ne ne hissettiğimi ne neyi hissetmek istediğimi biliyorum, ne de ne düşündüğümü ya da kim olduğumu."
"Hiç değişmeyen , her anı aynı yoğunlukta akan bir hayatta, içine gömülü olduğum durgunluğu bir temizlik kusuru, değişmezliğin yüzeyine yapışmış bir kir ya da toz olarak değerlendirebilirim ancak."