"Nesneleri ve insanları masumane seyretmek tatmin etmez beni, çünkü derinleşme arzusu karşı konulur gibi değil: İlgim bu arzu olmadan ayakta kalamadığı için, ya onun yüzünden ölür ya da söner gider. "
Çetin, elinde makas, büyük bir ciddiyetle yapıyordu işini, yere serdikleri gazetelerin üzerinde bir sağına bir soluna geçiyordu, yüzünde beklenmeyen ölümlerin izi, hayatta olmanın güveni ki buna herkesin ihtiyacı var. Yani böyle bir güvene, hayattayım arkadaşımın saçını kesiyorum, hayattayım langırt oynuyorum, hayattayım "Kırım Savaşı ve Osmanlı Rus llişkileri" konulu bir ödev hazırlıyorum, hayattayım trenlerin altında bozuk para ezdiriyorum, hayattayım bire bir buçuk pirinç pilavı yapıyorum, hayattayım hayattayım.
"Buralar hatıralarla doluydu. İnsan böyle şeylere nasıl dayanır? Yılların geçip gitmesine ve her şeyin belleğin bir oyunuymuş gibi bir belirsizliğin içine batmış olmasına... Bu ben miyim? Peki o ben miydim? Bütün bunları yaşayan. Hayır seyreden. Karar ver , yaşayan mı, seyreden mi? Yaşayan değilmiş gibi. Geçmişte başka biri, ama şimdi ben. Geçmiş olunca başka biri. "