"Neden buradayım.Herkesin uzağındayım. Hiçbir tanıdığım olmayan bu kentte, bu ülkedeyim. Yorgunum.Yorgun olmasam daha kötü.Ama neden buradayım.Sözcükleri art arda dizebilmek için mi, kendi sınırlarımı zorlamak için mi,yoksa böyle bir yolculuğun sonunda yorgunluktan herhangi bir otelde yığılıp kalmak için mi...Tanımadığın bir kentte ne denli isterdin yitip gitmeyi...ama öye kolay değil. Henüz rüzgarlara doydun mu.Sor kendine...henüz bulutlara doydun mu yeterince haykırabildin mi henüz."
"İnsanları öldüren kader, onları görebilmemiz ve gözlerimizi bu cesetlerle doldurabilmemiz için bizi de sorumlu kılıyor. Korku, alışılagelmiş korku, kaçış değil. İnsan, gerçeği kavradığı için utanıyor- işte gerçek önümüzde: Her ceset sen, ben ya da biz olabiliriz. Arada hiç fark yok. Eğer yaşıyorsak, bunu bir başkasının kirletilmiş cesedine borçluyuz. Bu nedenle her savaş bir iç savaştır. Her şehit, yaşayan canlıya benzer ve ondan ölümünün hesabını sorar."
"Çocukken neden o denli sıkıldığımı anlıyorum. Çocukluğun sınırları korkunç.Çocukluğun soğuk geceleri gibi. Sınırları, olanaksızlığı ,görüntüleri, hareketsizliği, çocukluğun dar sınırları korkunç. Büyüklerin , kendilerinin yetişkin, çocukların çocuk olduğunu düşünmeleri korkunç."