" "Bırakınız yapsınlar" ekolü tarihe karışırsa, insanların özgürlüklerinden mahrum kalacakları korkusunu neden yaşadıklarını hep merak etmişimdir. İçsel bağımsızlığımızı, ruhsal irademizi günlük uğraşılarımızın monotonluğuna, toplumsal kurallara teslim etmemizin nedeni özgür olduğumuzu sadece ekonomik bağımsızlığa kavuştuğumuzda hissedeceğimize olan inancımız mı? Özgürlüğün yegane anlamı kapı komşumuzla servet yarıştırmak mı? Farkında mısınız, yani her geçen sene daha üstün model bir araba, daha lüks bir ev, daha gösterişli mobilyalar alamazsanız, her sene evinizi komşununkinden daha güzel bir renge boyayamazsanız var olmanızın hiçbir anlamı kalmıyor? "Bırakınız yapsınlar" felsefesine bu kadar kafayı takmamıza, rekabeti yaşamın amacıymış gibi lanse etmemize bakılırsa özgürlüğün hakiki anlamını çoktan unutmuşuz. "
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Zaman zaman kendimi tüm insanlıktan daha güçlü duyuyorum, ama kendimi aynı anda çıplaklıklarından sıyrılmaya çalışan ağaçlar kadar da bırakılmış duyuyorum. Özellikle ben'in ben'i bıraktığı anlarda. Ya da ikisi bütünleştiğinde. Ve birdenbire, şimdiye dek hiç algılamadığım bir duygu gelip beni buluyor: Bırakılmışlığın Tadı."
Simone de Beauvoir ahlak üzerine yazdığı kitabında şunları der: "Yaşam kendi varlığını devam ettirme ve kendini aşma uğraşısıdır. Eğer sadece varlığı korumak söz konusuysa yaşamanın ölümden farkı kalmadığı gibi insan ile bitkiyi ayırmak da imkansızlaşır."
Bu hastalığa yakalanmamın sebebi sadece gereğinden çok çalışmam ya da verem mikroplarının istilasına uğramam değil. Gerçek sebep, olmadığım biriymişim gibi davranmam 'Müthiş sosyal insan'ı oynamak hoşuma gitmişti. Oraya buraya koşuşturmak, aynı anda üç işle uğraşmak, ruhumun okumayı, düşünmeyi, rahatlamayı arzulayan kısmını kendi kaderine terk etmek pahasına da olsa. Hastalığım bana vücudumun kayıp fonksiyonlarını arayıp bulmam gerektiğini gösterdi. Hastalık boyunca doğanın sesini yarı başımda duydum diyebilirim: "Tekrar bütünüyle kendin olmalısın. Ken din olmayı başardığın oranda iyileşecek, başaramadığın oranda hasta kalacaksın."