İçimde öyle bir yer var ki, nereye yürürsem yürüyeyim sonu gelmiyor. İnsan bazen kelimelerin her şeyi çözebileceğine, bir cümle kurduğunda o derin sessizliğin ya da tarif edilemeyen hissin bir düzene gireceğine inanmak istiyor. Ama kalemi eline aldığında, dilinin ucuna gelen her sözcük, hissettiğinin yanında cılız kalıyor. Yazıyorsun, eksik oluyor; siliyorsun, yerine koyduğun her yeni kelime o hissi daha da yabancılaştırıyor. Söylemek istiyorsun ama her kelime biraz eksik, biraz fazla, biraz da yetersiz kalıyor. İnsan kelimelerin tükendiği yerde anlıyor gerçeği: Yazının da bir sonu var; anlatamadığın yerde biter ya da anlaşılmadığın yerde. Veysel Can K.
​Ve kalabalık her şeyi sıradanlaştırıyor, Ömür Hanım. Ekmeği, aşkı, çocukları, hatıraları, acıları... Bir yaşama biçimi olmaktan çıkarıp, Bir tüketim nesnesi haline getiriyor. İnsanlar da öyle Ömür Hanım, Büyük bir hızla sıradanlaşıyorlar. Güzellikleri görmüyorlar bile, Görseler de içlerine sindiremiyorlar. ​Söyler misiniz Ömür Hanım, Bir insan bir insanı ne kadar uzağa fırlatabilir? Ya da bir insan, bir insanın içinde ne kadar derin bir uçurum açabilir? Biz birbirimizin yarasıyız, Ömür Hanım.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bazıları der ki: "Kader belli ise dua neyi değiştirir?" İmam Gazali bu soruya müthiş bir cevap verir: "Kaza ve kaderi takdir eden Allah, o kazanın defedilmesi için duayı da sebep kılmıştır. Nasıl ki kalkan oku durduruyorsa, samimi bir dua da gelmekte olan belayı öyle durdurur."
Zehra...
Geçen sene Aşura gecesinde içim sıkıldığı için kendimi yollara atmıştım. Sokakta birkaç insandan başka bir şey yoktu, ellerinde Hüseyin yazan kurdelelerden, yeşilli siyahlı bayraklardan başka bir şey taşımayan insanlar... Yaşadığım şehirde mezhep çeşitliliği çok fazladır. Öyle boş boş yürürken biri seslendi "Zehra!" diye. Umursamadan yürümeye devam ettim yine bağırdı Zehra diye. Ben hayatımda bu kadar acı bir ses duymamıştım, sesin sahibini ararken bir ağacın altında adamı gördüm. Elinde dağıttı suların kolisi, öylece oturuyordu. Bizim bu bölgede erkekler genelde yaşı kendinden küçük kızlara "ana" diye seslenir. Ona baktığımı anladığında "Gel Zehra Ana" dedi. Biraz daha yaklaştım, ağlıyordu. Ayağı sakattı, yardım istedi, yardım ettim. Yanından ayrılırken yine Zehra dedi bana. Bazen kafamın içinde yine o adamın sesini duyuyorum, Zehra diye sesleniyor bana. Tırnağı dahi olamam ama bu beni çok çok etkilemişti. Niye anlattım bilmiyorum ama bu günler hepimizin içinde bir yangın gibi yanıyor diye düşünüyorum. Rabbim, Resulullah (sav)'ın ehlibeytinin sevgisiyle bizi şereflendirsin, Cennet'in kadınlarından biri olan Hz. Fatıma annemizin dizinin dibinde oturabilme şerefine nail etsin.
Rakamlarla işim olmadı ama dikkatimi çekmeye başladı 10 kişi beğeniyorsa 1 kişi görünüyor. Bazen de açıklamada görünüyor ama asıl olanda hiç görünmüyor. Sizde de öyle oluyor mu?
Ama nasıl?
Biriniz gönlünden, kardeşine faydalı bir öğüt geçiriyorsa onu söylesin. (İbni Adiyy) Yeni taşındığım da komşumun kapısında nazar boncuğu asılıydı.Birbirimiz tanımadığımız için bir şey demedim. Sonra ki zamanlarda komşuluk hakkını gözeterek ilgi gösterdim. Söylediklerimi hangi niyetle söylediğim kıvamına gelince o zaman nazar boncuğu dinimizde yok dedim(#169907123). Çocuklar astı bende tasvip etmiyordum dedi hemen kaldırdı. Tebliğ etmek dile kolay geliyor ama nasıl edeceğimizi konusunda sıkıntılarımız var ki benimde vardı. Hocamız tebliğ için derdi ki önce ilgi sonra bilgi. Yani o kişiyle bağ kurmadan pattadanak rencide ederek söylememek lazım hem biz ne kadarını uygalayabiliyoruz ki üstten konuşalım (ki kalan ömrümüzde bu yolda sabit kalacak mıyız mâlum.) Burda bile yorum yazarken çekinerek yazıyorum çoğu kez vazgeçiyorum. Çünkü mimik olmayınca uslup sertmiş gibi oluyor.Bazen niyetimi belli etmek için yazdıktan sonra gül koyuyorum ama o da bazen samimi gelmiyor. Neyse öyle işte kolay görünen ama mesuliyeti ağır işler.
Duygu ve Düşünce