10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Herkese selamlar canlarım yeni bir kitabın incelemesiyle karşınızdayım yüzümde tatli bir gülümsemeyle okudum kitabı mercanın güvensizliği emin olamayışı ipeke yetip yetemeyeceğini düşünürken bunları ömerle yavaş yavaş aşması kitaptaki her bir detay çok güzeldi tek tek anlatırdım ama okuyunca daha güzel.. omerin kibarlığı içtenliği mercana sevgisi çok nahif ve değerliydi bayıldım okurken yazar o sevgiyi öyle güzel veriyor ki okurken kendiniz yaşamış gibi oluyorsunuz.. bir de filistine değinilmesi de güzel bir durumdu bu konuda tebrik ediyorum Genel olarak çok güzeldi okuyun canlarım Opuldunuz Sağlıkla kalın Kitapla kalın.. Xoxo
Kırık DesenlerBetül Güçlü · Ren Kitap · 2025238 okunma
10/10
·152 syf.··
2026 41. kitabı
Şermin Yaşar hem yetişkin hem çocuk edebiyatında en sevdiğim yazarlardan biri. Çocuk edebiyatı eserleri hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik çok güzel mesajlar ve anlamlar içeriyor. Bu kitabı da öyle.. Bu da çocukluğunu yaşayamayan bir çocuğun hikâyesi. Tüm vakti ailesi tarafından planlanmış, her anı bakıcı gözetiminde geçen, kendi başına su dahi içmesine izin verilmeyen bir çocuk, tüm bunlardan bıkıp büyümeye, bir yetişkin gibi davranmaya karar verir. Keyifle okunacak bir kitap. Çocukları daha iyi anlamak isteyen ebeveynler de okumalı, empati kurmalı.
Çocuk Edebiyatı
Büyüdüm Ben!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 2026185 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aşkı Memnu?
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:37
Nerden başlayacağımı bilmemekle beraber yazmak istediğim çok şey var. Öncelikli olarak kitaptan ne beklediğimi ve ne bulduğuma değinmek istiyorum. (spoiler) Dünya klasiği, Tolstoy, dönemin şartları gibi durumlar birleştiğinde ben muazzam bir eser okuyacağımı düşünmüştüm. Buradan eseri kötülediğim anlaşılmasın ama ben gerçekten daha farklı bekliyordum. Aşk, aldatma, eli elinin cebinde muhabbetinin bu denli yoğun olacağını düşünmemiştim. Daha felsefik ve tarihi bakışları olan, aşk üzerinden dozunda ders veren her anlamda yeterli bir eser beklemiştim. Türk dizilerinden kaçan, Aşkı Memnu okumayan kendime dünya klasiği adı altında hepsini yaşattım gibi hissettim. ''Abartıyorsun, sen olayı anlamamışsın kitapta karakter analizi vardı'' diyecek olanlar sakin olsun. Biliyorum haklısınız, dönemin şartları gereği kadın çok güzel yansıtılmış. Ergenliğe girdiği an sosyete güzellemeleri ile kendine koca bulmaya çalışan, bulduğunda cicim ayları gereği dünyanın en mutlu insanı gibi hisseden kadının evlendikten sonra eşinin onu aldatmasını ve bu duruma müdahale edemeyip (ahlaksız ilan edilir) sineye çekmesini; sıra sıra çocuklar yapıp güzelliğini, mutluluğunu kaybedip hayattan bezmesini adım adım çok güzel yansıtmış kitap. Kitapda ki '' Neye yarayacak bunca didinme? Benim rahat bir dakika yüzü görmeden kah gebe kah çocuk emzirerek her an öfkeli her an huysuz, acı çekerek başkalarına da acı çektirerek kocasının tiksindiği kadın olarak ömrümü tüketmemden başka neye yarayacak? '' Alıntısından bu söylediklerime hak vereceksinizdir. ​ Kitabın ana karakteri olan Anna'nın durumu başlı başlına inceleme gerektirir. Keza Levin içinde aynı durum söz konusu. Ben kısaca ikisi hakkında da fikrimi söyleyeyim.Kocasını sevmeyen, hayatından memnun olmayan Anna'nın, kocasını açık seçik aldatmasını
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
8/10
·400 syf.··
2026 181. kitabı
Kara Kış Beyaz Düş #okudumbitti Kara Kış Beyaz Düş’ü kitapfisiltisi sevtap ’ın önerisiyle #terskargaylaokuyoruz grubumuzla birlikte okuduk; üzerine konuşulacak, insanın içine dokunan çok fazla yanı olan bir kitaptı. Zeynep’in hayatı daha çocukken eksikliklerle, suskunluklarla ve annesinin mutluluğu için katlanmak zorunda kaldığı ağır yüklerle şekilleniyor. Dışarıdan bakıldığında güvenli görünen bir evin içinde, insanın ruhunu yavaş yavaş tüketen bir karanlığın büyüyüşünü okumak gerçekten çok sarsıcıydı. Selim’in saplantılı ve sınır tanımaz hâli okurken insanı öfkelendiriyor; Zeynep’in susmak zorunda kalışı ise kalbi burkuyor. Zeynep’in hâkim olup Erzurum Narman’a atanmasıyla hikâye bambaşka bir atmosfere geçiyor. O karla kaplı sert coğrafya, Zeynep’in iç dünyasıyla öyle güzel bütünleşmiş ki okurken soğuğu sadece dışarıda değil, karakterin kalbinde de hissediyorsunuz. Ama aynı yerde hayatına giren Güven ve Akgül, hikâyenin yaralı tarafına başka bir anlam katıyor. Akgül’ün hikâyesi beni en çok etkileyen kısımlardan biriydi. Güven ise ismiyle uyumlu şekilde hikâyenin en güven veren taraflarından biriydi. Zeynep’in kırılganlığına ve korkularına rağmen acele etmeden yanında durması çok güzeldi. Kitap kolay konular anlatmıyor; aile içi suskunlukları, psikolojik şiddeti, istismarı, toplum baskısını ve kadınların taşıdığı görünmez yükleri işliyor. Ama bunu ajitasyona kaçmadan, duygusu yüksek ve etkileyici bir dille yapıyor. Kara Kış Beyaz Düş, karanlık bir hikâyenin içinde iyileşmeye, dayanışmaya ve yeniden nefes almaya yer açan çok etkileyici bir romandı. @fatmaerdek ‘in kalemini gerçekten çok seviyorum; kadınların iç dünyasını, suskunluklarını ve hayata tutunma çabalarını çok içten anlatıyor. Duygusu yoğun, iz bırakan hikâyeleri sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026385 okunma
Yaşamı Hala Seviyor muyuz??
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:44
Erich Fromm okumaya başlamak isteyen biri için Sevme Sanatı ve Yaşamı Hâlâ Seviyor Muyuz? bence en doğru başlangıç kitaplarından ikisidir. Çünkü bu iki eser, Fromm'un insana, topluma ve yaşama nasıl baktığını anlamak için önemli birer kapı aralıyor. Erich Fromm'un Yaşamı Hâlâ Seviyor Muyuz? kitabı; çeşitli röportajlardan, makalelerden, konferanslardan ve farklı eserlerinden alınan bölümlerden oluşuyor. Birbirinden bağımsız gibi görünen bu metinler, ortak bir sorunun etrafında birleşiyor. Erich Fromm yalnızca bir psikolog değildir. Aynı zamanda güçlü bir sosyologdur. Belki de bu yüzden insanı hiçbir zaman toplumdan kopuk ele almaz. Çünkü insanı anlamanın yolu yalnızca bireyin iç dünyasına bakmaktan geçmez; onu şekillendiren toplumsal koşulları da anlamaktan geçer. Fromm'un en çok hoşuma giden yönlerinden biri de budur. O, toplumu bireyin karşısına koymaz. Tam tersine, insan ile toplumun birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir. Çünkü insansız toplum olmaz, toplumsuz insan da olmaz. İnsan sosyal bir varlıktır. Bir yere ait olmaya, başka insanlarla ilişki kurmaya ihtiyaç duyar. Bu yüzden birey ve toplum aslında aynı bütünün iki parçasıdır. Fromm da hem psikolog hem sosyolog kimliğiyle bu ilişkiyi çok başarılı bir şekilde analiz eder. Bir yandan toplumun insan üzerindeki etkilerini incelerken, diğer yandan insanın toplumu nasıl şekillendirdiğini gösterir. Çünkü toplum dediğimiz şey de sonuçta insanlardan oluşur. Toplumun ilerlemesi de gerilemesi de insanın elindedir. Yaşamı Hâlâ Seviyor Muyuz? kitabında beni en çok etkileyen kavramlardan biri "canlılık" kavramı oldu. Bugün canlılık denildiğinde çoğumuzun aklına hareketli olmak, sürekli bir şeylerle uğraşmak, yoğun olmak ya da üretmek geliyor. Oysa Fromm'un sözünü ettiği canlılık çok farklı bir şeydir. Canlılık; insanın
1000Kitap
Yaşamı Hala Seviyor muyuz?Erich Fromm · Say Yayınları · 202485 okunma
10/10
·104 syf.··
2026 27. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:06
Ana karakterimiz Jean-Baptiste Clamence hayatla tam uyum içinde yaşayan, enerjisi yüksek, insanlarla ilişkileri son derece iyi bir avukat. İnsanlara yardım etmeyi seven ve bununla gurur duyan biri. Hayattaki her şeye karşı duyduğu sevginin ötesinde en çok kendisini seven kendisine aşık bir adam. Ama yaşadığı bir olayda birine yardım etme ihtimali varken bundan kaçması ve o olayı da kimseyle paylaşmamasının Clamence in hayatında bir kırılma noktası olduğunu görüyoruz. Sonrasında yaşamla uyumunu kaybeden artık eski halinden keyif alamayan huzur bulamayan bir adama dönüşüyor. Yaşadığı şehri ve mesleğini bırakıyor. Ve kendini tövbekar yargıç ilan ediyor. Artık hem eski halini hem de tüm insanları eleştiren insanın ikiyüzlülüğünü itiraflarıyla gün yüzüne çıkaran bir adam. Ama bu itiraflarında bile sahici bir pişmanlık ve kendini suçlama var mı emin değilim. Asıl amacı kitapta da dediği gibi kendini yargılamadan başkasını yargılamak mümkün olmadığı için önce kendini suçlayarak aslında bütün insanlığı suçlamak ve tek suçlunun kendi olmadığını herkese göstermek istiyor. Bu itiraflarının sonunda kendi ikiyüzlülüğünün kendisinin de farkında olduğunu görüyoruz. Bundan da utanmıyor. Bulduğu çözümden gurur duyuyor. Kitap baştan sona monolog şeklinde ilerliyor. Clamence barda tanıştığı bir adama itiraflarda bulunuyor gibi anlatılıyor ama o adamın adı hiç geçmiyor gerçekten öyle biri var mı yoksa Clamence in alter egosu mu bilmiyoruz. Kitabı inanılmaz başarılı buldum ve sevdim. Elimden geldiğince kitapla alakalı detay vermemeye çalıştım ama ben de düşündürdüklerini kısaca toparlamaya çalışmak istedim. 100 sayfalık bir metnin bu kadar dahiyane yazılabileceğini düşünmemiştim.. Kitabın arka kapağında yer verilen Jean-Paul Sartrenin “Düşüş, Camus’nün muhtemelen en güzel ve en az
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma