Ben öyle ahenkli kelimeler beceremiyorum Rena. “Seni seviyorum” gibi klasik bir cümle de söylemek istemem. Sadece şunu bilmeni isterim ki seni sevdiğimden beri saçlarımdaki aklarla papatya topluyor, geceleri sebepsiz yere uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Eskiden fark etmediğim Bir kuşun telaşı, rüzgârın sesi, akşamın yavaşça kararan göğü bile şimdi senden bir haber taşıyormuş gibi geliyor. Senin adını içimden geçirdiğim günler biraz daha hafif, biraz daha yaşanılır oluyor. Belki buna aşk derler, belki başka bir şey; ama bildiğim tek şey, seni tanıdığımdan beri dünyanın aynı dünya olmadığıdır.
Alıntı
Profilime kocaman , bakın kocaman harflerle öğrenci yazdımm. Öyle vahim bir durum :(
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Levvâme; özdeki doğru aşka secde ederken titreyen zerrelerine mukayyet olmak, tırnak uçlarına kadar kırılsan da bezendiğin şerhe ‘hû’ diyebilmektir; çünkü: ‘Toprak olur nazik tenim, sensin benim tek güvenim. Hû diyerek çıktı canım; Rahman sarsan bu bedeni.’ ‘Müslüman ruhun zarafeti’, namazda Kirâmen Kâtibîn meleklerine öyle bir selam verir ki; tüm şahitlikler mestân olur.”
Mezuniyette bir sürü video çekip film haline getiiricem buraya ileti atıyorum çünkü kimsenin haberi olmazsa yapmam öyle bi üsengeclik
Bugünün dünyası bizi öyle bir yere getirdi ki, artık canımız yanarken bile sessizce filtreler arkasına saklanıyoruz. Bir zamanlar uğruna dünyayı yakacağın, o 'başka bir aşk yarım kaldı' diye içine gömdün hikayenin kahramanı, şimdi bir yerlerde hiç canı yanmamış gibi hayatına devam ediyor. Sen o yarım kalmışlığın ağırlığıyla metrolarda, kalabalık caddelerde, herkesin koşturduğu o anlamsız telaşın içinde tek başına yürürken, dünya sana 'Hadi, unuttun bile, devam et' diye fısıldıyor. Oysa unutmuyorsun. Sadece alışıyorsun. Bir kafede tek başına oturup telefonuna bakarken, aslında o soğuk camda kendi kırık dökük yansımandan başka hiçbir şey görmüyorsun. En çok da ne koyuyor insana biliyor musun? Bu kadar kalabalığın, bu kadar iletişimin, bu kadar gürültünün içinde; kalbini gerçekten açabileceğin, 'Ben çok kırıldım, çok yıkık döküğüm' diyebileceğin tek bir insanın bile o mesaj kutularında olmayışı. Herkes orada ama hiç kimse yok aslında."