"Hafızanın dokusu" ile neyi hayal ediyorum? İster eski eşyaları, taşlan, kap kacağı muhafaza edelim, ister kalıcı olacağını düşün düğümüz renkli resimler yapıp bir kenara koyalım, ister üzerine yazı yazdığımız her kağıt parçasını özenle biriktirelim (ben öyle biriyim, mesela), ister fotoğrafın ve dijital hafızaların sonsuzluğuna saflıkla inanalım, geçmişi korumak ve muhafaza etmek imkansız bir çabadır. Ama buna rağmen Dayanita Singh'in fotoğraflarının gösterdiği gibi "geçmişi koruma çabamızı" gösteren şeyleri yani eski eserleri, belgeleri, dosyaları bugün bize göründükleri gibi saptamak, hatırlamak çabamızın ne kadar candan ve ne kadar "kutsal" olduğunu hissettirir bize. (Dini konu ve yapılarla çok az ilgilen mesine rağmen Singh'in kamerasının bize sunduklarında dini ve mistik bir yan vardır.) Hafızalarımızdan pek bir şey kalmaz geriye;
belki bizler bile hatıraların ayrıntısından değil, onların bugünkü şeylerin içlerinde sıkışmış havasından hoşlanırız. Hatıraların şey lerden biriktirdiği aura elbette bizde bir hüzÜn/melanholi uyandırır.
Tıpkı eski Yunan, Roma kalıntılarına, terk edilmiş anıtlara bakmak gibi. Bu kirli, tozlu, renksiz dosyaları "güzel" bulmamızın nedeni, Singh'in hünerli kamerası sayesinde onların içlerimizde birikmiş melankoliyi ortaya çıkarmasıdır.
Sayfa 171 - YKY yayınları 2026