Olur öyle bazen olduramazsın bir türlü
Öyle savunmasız bir yerden...
Balkonunuza sığınan bir kuşun gökyüzünde özgürce kanat çırpıyor olmasını dilerken onu toprağın altına emanet etmek...
Reklam
Gidersen git, emin ol kalmaz aklım. Alıştın sen, hep öyle gidiyorsun. Olamayız senle eskisi gibi artık. Yalan yok ama çok güzel gülüyorsun.
Elhamdülillah öyle bir Üstâd'ımız var ki, yaptığı herbir fiilinin de yazdığı her bir kelimesinin de arkasında durabiliyoruz. Allah'ın inâyetiyle hak üzere yaşamış, istikametle bir ömür geçirmiş, Ehl-i Sünnet çizgisinden zerre taviz vermemiş, hidâyet serdârı olarak tüm beşeriyete hitap etmiştir. Hak ve hakikatin asrımızdaki rehberlerinden olan Üstâd Bediüzzaman, vâris-i Nebî olarak hizmetini îfâ etmiştir. Bizler de Hulusî Yahyagil Ağabey gibi diyoruz ki: "Ve bana böylece hakikat dersini veren bu zâta da ömrümde ilk defa olarak Üstâd dedim. Hata etmedim, isabet ettim." (Barla Lâhikası, s. 29) Abdulkadir Çelebioğlu
1000Kitap
"Ben böyleyim' savunmasından nefret ediyorum. Öyle bok gibisin, degiş işte."
Aşk. Masal, hikaye, efsane, hayalet. Yani gerçekten yok öyle bir şey. Sevgi var, aileni, çocuğunu, evcil hayvanını, kitabı, parayı, topraklarını sevebilirsin. Bu, çok tutkulu bir sevgi de olabilir. Ama aşk, aşk ile aldatmak diye bir şey de olmalı. Bir de aşkııım derler iki gün tanışanlar. Yahu dur bakalım daha belki oturup bir kaç saat konuşmadın bile ne aşkı ne sevdası? Velhasıl, aşk yok, hayalet o.
Reklam
Reklam