Hiçbir tatlısu entelektüeli düşünce ve söyleme özgürlüğünün üstüne abanan boğucu havadan gerçekten rahatsız olmadı; hiçbir muhafazakar “Türk bayrağının miadı doldu, artık Türkiye bayrağı olabilir” diyen kafayı lanetlemedi. Türk olmadığı için şükredenlerin hiçbir zaman Anglo-Amerikan mandacılığıyla bir kavgası olmadı. Çünkü her iki kafa da ejderhanın kendisi olmaya dünden razı idi.
Ayakları üstünde onurla durup da yeryüzünde kendisi olarak yürüyen Türkler olmamız dışında, üretilen her saçma çözüm kabul gördü, kuyruklu yalanlar revaç, su katılmamış palavralar taraftar buldu.
Eğer “kendin” olmayı bırakır da temas ettiğin topluluğun “kendisi” olursan o zaman ölürsün. O zaman bir birey, bir ulus olarak varlığından söz edilemez.