âişe

biraz da gerçekler
Fakat kadını bir süs eşyasına, erotik bir başyapıta çevirmek de insanlık dışı ve hastalıklı. Sabahtan akşama kendini süsleyip püslemekten, allayıp pullamaktan, yüzünü gözünü boyamaktan başka bir şey yapmayan bir insana nasıl saygı duyabilir, duygu ve düşüncelerimi onunla nasıl paylaşabilirim? Tüyleri, kürkleri ve parfümleriyle sözümona benim hoşuma gitmek istiyor, kendisi ortalıkta göründükten sonra özlemi bütün erkeklerin sinirlerine musallat etmek istiyor. Böyle yaşıyoruz. Sinemada, tiyatroda, sokakta, kafede, restoranda, sahillerde, dağlarda, her yerde bu sağlıksız tahrik. Doğanın buna bağlı olduğunu mu söylüyorsun? Bu çok saçma, ihtiyar dostum. Sadece kadının mal olarak görüldüğü ekonomik sistemler ve toplumsal düzenler buna bağlı.
Sayfa 159 - Yapı Kredi Yayınları
Reklam
okumak benim için bir deneyimdi, ünlü yazarların yeni kitaplarını elime alırken kalbim küt küt atardı, yeni kitap bir insanla ilk karşılaşma gibiydi; her çeşit iyilik, mutluluk verecek ya da belki huzursuz edici, düşündürücü sonuçları olacak, tehlikeli bir birliktelik.
Sayfa 164 - Yapı Kredi Yayınları
Çünkü insan uzun zaman umut etmeyi sürdürür. Umutsuzluğu çok zor kabullenir; yalnız olduğu, ölümcül ve umutsuz bir biçimde valnız olduğu gerçeğini çok zor kabullenir. Hayatlarındaki yalnızlığın çözümü olmadığını bilmeyi pek az kişi kaldırabilir. İnsan umut eder, etrafta dolanır, ilişkilere kaçar ve bu kaçak denemelerde gerçek bir tutku, teslimiyet yoktur; kendini işe güce verir, çok çalışır, düzenli olarak seyahate çıkar ya da büyük bir evi idare eder, kendine kadınlar satın alır ama onlardan da hayır gelmez ya da koleksiyon yapmaya bașlar: Yelpazeler, değerli taşlar, nadir görülen böcekler. Fakat bütün bunlar hiçbir işe yaramaz. Ve zaten insan bütün bunları yaparken hiçbir işe yaramayacağını bilir. Ve yine de umar. Ve ne umduğunu kendi de bilmez. Daha fazla para, daha eksiksiz bir böcek koleksiyonu, yeni bir sevgili, ilginç ahbaplar, harika geçen bir gece ve daha da baş döndürücü bir bahçe partisi, bütün bunların hiçbir ișe yaramadığını çok net hisseder. O yüzden düzeni korur; yokluktan, panikten. Uyanık olduğu her an etrafındaki hayatı düzenler. Devamlı bir iş "tamamlanır"; belgeler, ateșli aşk saatleri, cemiyet hayatı... Yeter ki yalnız kalınmasın! Yeter ki bir an olsun yalnızlıkla yüzleşmeyelim! Çabuk, insanlar gelsin. Ya da köpekler. Ya da goblenler. Ya da hisse senetleri. Ya da Gotik objeler. Ya da sevgililer. Çabuk. Biz net bir biçimde görmeden önce yetişsinler.
Sayfa 139 - Yapı Kredi Yayınları
Bir insanın kayıtsız şartsız sevilmeyi kabul etmesi büyük cesaret ister. Kahramanlık değilse bile cesaret.
Sayfa 113 - Yapı Kredi Yayınları
Hangisini daha fazla küçümsediğimi mi soruyorsun? Edebiyatı mı? Așk denilen trajik yanlış anlamayı mı? Yoksa sadece insanları mı? Zor soru. Hiçbir şeyi ve hiç kimseyi küçümsemiyorum; buna hakkım yok. Fakat hayatımın geri kalanında ben de kendimi bir tür tutkuya teslim ediyorum. Gerçeğe. Bana yalan söylenmesine artık katlanamıyorum, ne kadınlar ne de edebiyat tarafından; en az katlanabileceğim şeyse, kendi kendime yalan söylemek.
Sayfa 106 - Yapı Kredi Yayınları
Reklam