âişe

hayatın anlamını bulduğu an'lar var..
Reklam
Suya salıverdiği kâğıt kayığının batışına şaşan bir çocuk gibi, nem varsa dibe çöken, sürüklenip giden ya da dağılıp gözden kaybolan bir coşkun dere kenarında, hayretteyim. Bilmem ki neden bu haşmetli cereyânın söz geçiremediği, elimden alıp kaçıramadığı bir sen varsın, ey gönül yarası!
Sayfa 56 - Kubbealtı Yayınları
Bak, şu zavallıya bak... davranıp davranıp kalkamadığı, yada kalkmak istemediği alçacık duvarın üstünde nasıl harap, nasıl perişan... yanında aradığı hayâli bulamayan ellerini taşlara batırıp canını yaktığından kimsenin, belki kendinin de haberi yok. Amma biz, bir tahassür uğrunda can verip can almış şehitler soyundanız; bir delik deşik yüreklinin gizli feryâdını hiç, nasıl duymayız?
Sayfa 50 - Kubbealtı Yayınları
Bak, şu kadına, bak... yeşillikler arasına gizlene gizlene akan sular gibi, kendi gönlü üstüne kendi abanmış, nerden gelip nereye gittiği bilinmeven o köpüklü, dalgalı ırmağı kimselere göstermek istemiyor.
Sayfa 49 - Kubbealtı Yayınları
Şu insan oğlu ne tuhaf... Seni sağda, solda arıyorlar. Ebedî mihmânımın sen olduğunu bilen dahi yok Allâh’ım! ​Seninle kalamadığım zamanlar hiç değilse, hasretinle baş başa olduğumu dahi anlayamıyorlar.
Sayfa 24 - Kubbealtı Yayınları