Mələk
8/10
·132 syf.··
2026 19. kitabı
Roman həyatdan tamamilə təcrid olunmuş, melanxolik və dərin varlıq sancıları çəkən otuz yaşlı bir adamın hekayəsindən bəhs edir. Onun sıradan və qaranlıq həyatı bir gecə evinin damında sirli bir şəkildə "Mələk" tapması ilə tamamilə dəyişir və hadisələr bu nöqtədən sonra cüziyyətlənməyə başlayır. Qaraqan bu mistik obraz vasitəsilə, əslində, cəmiyyətin ikiüzlülüyünü, insanların öz mənafeləri naminə nə qədər irəli gedə biləcəklərini və insanlıqdan necə çıxa biləcəklərini sarsıdıcı bir psixoloji dillə gözlər önünə sərir. Roman, hayattan tamamen izole olmuş, melankolik ve derin varoluşsal sancılar çeken otuz yaşındaki bir adamın hikayesini anlatıyor. Sıradan ve kasvetli hayatı, bir gece evinin damında gizemli bir şekilde "Melek" bulmasıyla tamamen değişiyor ve olaylar bu noktadan sonra filizlenmeye başlıyor. Qaraqan bu mistik karakter üzerinden aslında toplumun ikiyüzlülüğünü, insanların kendi menfaatleri uğruna ne kadar ileri gidebileceklerini ve insanlıktan nasıl çıkabileceklerini sarsıcı bir psikolojik dille gözler önüne seriyor.
MələkQaraqan · Əli və Nino Nəşriyyatı · 20122,012 okunma
Puan vermedi·675 syf.··
2026 104. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:16
Bu kitap Fernando Pessoa’nın ölümünden sonra ortaya çıkan notları ve günlüklerden toplanan ‘olaysız bir öz yaşam’ öyküsüdür. Kendisini de kitapta ‘bu kitap hiç hayatı olmamış bir adamın biyografisidir’ diye not düşmüştür. Bu kitap yaşanan olayları değil, kendisinin dünyadaki varlığını okurla birlikte sorgulamıştır. Savaştan sonra kaleme alındığı bilinen metinler savaşın buhranını ve kasvetini yansıtır. ‘Ben hep şimdiki zamanda yaşarım’ dese de , geçmişten kurtalamayacak kadar geçmişe ve geleceği karamsar görecek kadar geleceğe saplantılı bir adamdır bay Pessoa çünkü, iki sonraki cümlesinde şu yer alır: ‘Geçmişim, olmayı başaramadığım her ne varsa onlarla dolu’ Yazar, okuyucuyu 675 sayfa boyunca Lizbon’da muhasebe yardımcısı olan Pessoa’nın hayatın sıradanlığı, insanlığın basitliği, yalnızlığı ve benliği hakkında sorgulamalara iter ve okuyucu-kendisinin de kitapta belirttiği gibi- ‘şehvetli’ bir kabus görmüş gibi olur. Sayfalar arasında gezinirken ‘öyleyse beni kim kurtaracak var olmaktan’ diye çırpınan Pessoa, okura var olmaktan hem mutlu hem de mutsuz olduğunu anlatırken, kurtarılmak için yardım çığlıkları atıp bir yandan da yalnızlığıyla övünen anlar yaşattırır. Yıllarca insanların içinde ‘ayrık otu’ gibi yaşamayı kendine görev edinmiş bir isimdir çünkü, kendisini tarif ederken ‘ben bir hiçim, kendimi hiçbir şey olarak hayal ediyorum’ diye tanımlamıştır. Kendini ve insanlığı sorgulayan okurlar kitabı beğeneceklerdir; Satır aralarında gezen tutarsızlıkların nedeni ise Pessoa’nın ‘Ben aslında iki kişiyim’ demesidir. Dili, çevirmen Saadet Özen’in başarısıdır ve kitap okumayı kendine mesken tutmuş okuyucular için çok kolaydır. Okunması ise, olaysız oluşu kitabın akıcılığını etkilese de cümlenin derinliklerini anlamak için okuyucuyu çok defa aynı sayfa üzerinde kalıp
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Güçlü Bir Kadının Hikâyesi
9/10
·626 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Toplanın Jane Eyre 'in incelemesini yapıyorum. Okuduktan sonra sevdiğim birçok kitabın pabucunu dama atan kitabın yani. Hayruş ✮⋆˙ bunun için en sevdiğim İngiliz klasiği demiştii, muhtemelen benim de bir süre öyle olacak. Konusuyla başlayalım, Jane Eyre öksüz yetim bir kızdır. Kimsesiz kalınca dayısı ona sahip çıkar, onu öz çocuklarından ayırmaz. Ama dayısı Mr. Reed de ölünce, Jane de kendisini en başından beri istemeyen yengesi Mrs. Reed ve üç kuzeniyle bir başına kalır. Hep dışlanır, erkek kuzeninden şiddet görür, iftiraya uğrar ve bunun sonucunda cezalandırılır. En büyük isteği bu evden bir an önce ayrılmaktır. Mrs. Reed, on yaşına gelen Jane'i Lowood ismindeki yatılı okula yollar ve tatillerde dahi orada kalmasını ister. Lowood'un imkanları da şahane değildir ama Jane, yengesi ve acımasız kuzenleriyle yaşamaktansa buradaki yoksulluğa ve disipline katlanır. Pek çok zorluğa rağmen burada eğitimli, yetenekli, hanımefendi bir genç kız haline gelir. Altı yıl öğrencilik, iki yıl ise öğretmenlik yaptıktan sonra on sekiz yaşına geldiğinde, en sevdiği öğretmeni de evlenip okuldan ayrıldığında kendisini Lowood'a bağlayan hiçbir şey olmadığına karar verir. Halihazırda çok özgür ruhlu olan Jane buradan ayrılmak, daha uzak yerlere gitmek ve bağımsız bir şekilde hayatını sürdürmek ister. Gazeteye verdiği mürebbiyelik ilanına aldığı cevapla Thornfield Malikanesi'ne doğru yola çıkar. Burada, aslen Fransız olan Adèle Varens ismimdeki küçük bir kıza mürenbiyelik yapacaktır. Tabii malikanenin sahibi olan Mr. Rochester ve o hayatına girdikten sonra yaşayacaklarından bihaberdir. Burada duralım ve yorumlara geçelim. İngiliz edebiyatı eserimiz Victoria döneminde geçiyor. Bazılarımızın bugünlerde; tarzıyla, giyimiyle, verdiği nostaljik hisle "keşke o zamanlarda yaşasaydık" dediği
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
Puan vermedi
Yanlış anlaşılmak istemem ! Ama Öz'ü ve Söz'ü bir olmayan Bir yazar/birey olduğu kanaatindeyim. Kitaplarının tamamını okumaya Niyetlenmiş olduğum dönemde Son satırlarda değineceğim Malum olay hasebiyle bundan Vazgeçmiş ama yine de kabaca da olsa eserlerine üstünkörü göz atmış olduğumdan, Roman/Şiir/Hikaye türündeki eserlerinin hakkını teslim etmem gerekirse, bugün bile okunabilir olduklarını Söyleyebiliyor olsam da ( benim açımdan ) burada esas olan yazarın kitabı ya da kitapları değil, Eldeki verilere göre yazarın Hâl ve harekatları kadar tutumlarıdır. Bu kitapta açıkça Kadın kimseye satılmaz, O mal değildir deyip Bir de üzerine konferans verip Yıllar sonra da Evlenmek istediğin kadının ailesini ziyaret edip Kız isteme merasimi tertip edilirken de Dile getirmediysen, Yıllar sonra yazdığın kitapta
İnsan ve Duygular
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20249,6bin okunma
10/10
·128 syf.··
2026 93. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 10:40
#KübranınKitabı 🩷 Merhaba kitap dostlarım, size bugün Bahadır Karasulu’nun kaleminden çıkan Füsunkâr ile geldim. Yazarın tüm kitaplarını okumuş ve kalemini çok seven biri olarak bu kitabını da büyük bir merakla okudum. Elime gece yarısı aldığım kitap, akıcı anlatımı sayesinde beni öyle içine çekti ki bitirdiğimde saatin üç olduğunu fark ettim. Başlarda Füsun’a kızsam da yaşadıklarından sonra ona çok üzüldüm. Özellikle sonu beni gerçekten etkiledi. Füsun o ölümü hiç hak etmemişti. En büyük şaşkınlığım ise Natali oldu. İlk başlarda bize çok iyi biri gibi görünürken zamanla gerçek yüzünü görmek beni gerçekten şaşırttı. Kitapta en çok kızdığım karakter kesinlikle Natali’ydi. En çok üzüldüğüm karakter ise Umut oldu. Hayatı boyunca oradan oraya savruldu, en büyük hayali olan doktorluğu bir türlü yapamadı. Natali’nin babasının ölümünden sonra Gagavuzya’ya gittiklerinde uzun süre kalmalarına üzülmüştüm. Fakat kitabın sonunda Umut’un ömrünün geri kalanını da orada geçirmek zorunda kaldığını öğrenince ona daha da üzüldüm. Natali’ye de en çok bu yüzden kızdım; Umut’u istemediği bir hayata mecbur bırakmış gibi hissettim. Ama kitapta en hoşuma giden şeylerden biri Füsun’un anne ve babasının Umut’u öz evlatları gibi kabul etmesiydi. Umut’un yaşadığı onca şeyden sonra böyle bir sevgi ve aidiyet görmesi içimi ısıttı. Keşke hayatının geri kalanında da hak ettiği mutluluğu yaşayabilseydi. Kısa olmasına rağmen etkisi uzun sürecek, karakterleriyle düşündüren ve duygusal yönü güçlü bir romandı. Bahadır Karasulu’nun kalemini sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20264 okunma
İnceleme
Puan vermedi·384 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:58
Türk mitolojisini, efsaneleri ve alternatif tarih kurgusunu seven biri olarak Oz’un Kalbi Mu Kıtası benim için oldukça farklı bir okuma deneyimi oldu. Kitap, Mu ve Atlantis gibi gizemli uygarlıkları merkezine alırken, Boğa, Börü, Gök Geyik ve Aslan gibi semboller üzerinden güç, bilgelik, adalet ve liderlik kavramlarını işliyor. Mu kıtasının görkemi, Oz Birliği'nin kudreti ve Atlantis ile yaşanan büyük mücadele kitabın temel çatışmasını oluşturuyor. Okurken en çok hoşuma giden şey, yazarın Türk kültüründen ve mitolojik unsurlardan beslenen zengin bir dünya kurmuş olmasıydı. Sadece bir savaş hikâyesi okumuyorsunuz; aynı zamanda sadakat, inanç, ihanet ve medeniyetlerin yükselişine dair düşünmeye sevk eden bir anlatının içine giriyorsunuz. Özellikle karakterlerin temsil ettiği değerler ve kutsal güçler, hikâyeye epik bir hava katıyor. Bununla birlikte kitap zaman zaman yoğun bilgi aktarımı ve geniş evren tasviri nedeniyle dikkatli okunmayı gerektiriyor. Fantastik ve mitolojik kurgulara alışkın olmayan okurlar için bazı bölümler karmaşık gelebilir. Ancak sabırla ilerledikçe olayların ve karakterlerin birbirleriyle olan bağlantıları daha anlamlı hâle geliyor. Genel olarak Oz’un Kalbi Mu Kıtası, Türk mitolojisini fantastik bir kurgu içinde okumak isteyenler için oldukça ilgi çekici bir eser. Ben kitabı okurken kendimi bazen bir destanın içinde, bazen de kadim uygarlıkların kaderini belirleyen büyük bir savaşın ortasında hissettim. Özellikle tarih, mitoloji ve epik anlatıları seven okurların şans vermesi gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
Duygu ve Düşünce
Oz’un Kalbi Mu KıtasıÇağlayan Yılmaz · Panama Yayıncılık · 2017624 okunma