Tatminin Yeri
İnsan çoğu zaman huzuru yanlış yerde arar.
Başkasının onayında, alkışında, takdirinde…
Ama insanın içindeki boşluk, dışarıdan gelen hiçbir sesle dolmaz.
Freud insanı çoğunlukla içgüdülerle açıklarken, Maslow ve Rogers farklı bir kapı araladılar. Onlara göre insan sadece dürtülerinin esiri değildir; aynı zamanda potansiyelini gerçekleştirme arzusuyla yaşayan bir varlıktır. İnsan büyümek, anlam bulmak ve kendisi olmak ister.
Karen Horney bu noktada önemli bir yaraya parmak basar. İnsan çoğu zaman toplumun beklentileri ile kendi gerçek benliği arasında sıkışır. Zamanla insanın içinde iki benlik oluşur:
Biri gerçekten olmak istediği kişi,
diğeri ise olmak zorunda bırakıldığı kişi.
Bu çatışma büyüdükçe insan kendini yabancılaşmış hisseder.
Erich Fromm ise modern insanın trajedisini başka bir şekilde anlatır: İnsan tatmini kendi içinde aramak yerine dış dünyada aramaya başlar. Statüde, eşyada, güçte, başkalarının gözünde…
Oysa hakiki tatmin; başkalarının alkışında değil, insanın kendisi için yaptığı şeylerde saklıdır.
Bugün modern dünyanın en büyük problemi belki de budur.
İnsan hiç olmadığı kadar görünür, ama hiç olmadığı kadar kendine yabancı.
Herkes konuşuyor, herkes fikir sahibi, ama çok az insan gerçekten kendini tanıyor.
Çünkü insanın en zor yolculuğu dış dünyaya değil, kendi içine yaptığı yolculuktur.
Ve belki de insanın gerçek huzuru şu noktada başlar:
Başkasının olmak istediği kişi olmaktan vazgeçip,
kendi hakikatine yaklaşabildiği anda.