"İnsan çoğu zaman gözlerinin gördüğüne güvendiğini sanır. Oysa gerçekte güvendiği şey gördüğü değil, beyninin ona anlattığı hikâyedir. Bu yüzden aynı olaya şahit olan insanlar farklı gerçeklikler yaşar; aynı söz birini mutlu ederken diğerini kırabilir. Hayatın büyük kısmı olup bitenlerden değil, olup bitenleri nasıl yorumladığımızdan ibarettir. Belki de değiştirmemiz gereken dünya değil, dünyayı algılama biçimimizdir."
“İzmir işgal edildiğinde bazıları korkuyla sustu…
Bazıları ise dağa çıkıp bir milletin yeniden ayağa kalkışına öncülük etti.
Yörük Ali Efe, sadece bir efe değil; işgale boyun eğmeyen bir milletin cesaretidir.”
— Fatih Özkurt, Yörük Ali Efe
Meyve Veren Ağaç Taşlanır
Tevrat’ta Kabil’in Habil’i kıskanışı, İncil’de kıskançlığın ruhu karartan bir hastalık olarak anlatılması ve Kur’an’da Yusuf’un kardeşlerinin hasedi…
İnsanlık tarihi boyunca kıskançlık; sevgiyi bozan, kardeşi kardeşe düşüren karanlık bir duygu olarak tasvir edilmiştir.
Psikolojik açıdan bakıldığında ise kıskançlık çoğu zaman insanın kendi eksiklik hissinden doğar. İnsan, ulaşamadığı şeyi küçümsemeye; olamadığı kişiyi ise yargılamaya başlar. Çünkü bazı insanlar ışığı sevmek yerine onu söndürmeye çalışır.
Bu yüzden unutulmamalıdır ki: “Meyve veren ağaç taşlanır.”
“Dil, kalbin tercümanıdır. Kalpte ne saklıysa, bir gün mutlaka dile dökülür. Nice insan vardır ki kılıç yarasından kurtulmuştur ama dilinin açtığı yaradan asla kurtulamamıştır.”