Osho’nun Ego kitabı, insanın en büyük yanılgılarından biri olan “ben” algısını sorgulamaya cesaret eden bir eser. Kitap, egoyu kötü ya da yok edilmesi gereken bir düşman gibi anlatmıyor; aksine onun nasıl oluştuğunu, nasıl beslendiğini ve hayatımızı nasıl fark ettirmeden yönettiğini gösteriyor.
Osho’ya göre ego, gerçek kimliğimiz değil; toplumun, ailenin, başarıların ve korkuların inşa ettiği sahte bir merkezdir. İnsan “bir şey olma” çabası içindeyken özünden uzaklaşır. İşte kitap tam olarak bu noktada tokat gibi bir farkındalık sunuyor: Çabaladıkça geriliyor, savundukça katılaşıyor, kıyasladıkça egomuzu büyütüyoruz.
Kitap boyunca özellikle dikkat çeken şey, Osho’nun sade ama sarsıcı anlatımı. Karmaşık psikolojik terimler yerine, günlük hayattan örneklerle egonun nasıl işlediğini gösteriyor. Bazen bir başarıda, bazen bir kırgınlıkta, bazen de “haklı çıkma” isteğinde egonun izini görmek mümkün oluyor.
Okurken en çok düşündüren tarafı şu oldu: Ego sadece kibir değil; mağduriyet de bir ego biçimi. “Ben neden?” sorusu da egonun bir yansıması. Bu bakış açısı, insanın kendine karşı daha dürüst olmasını sağlıyor.
Kitap hızlı okunuyor ama etkisi yavaş sindiriliyor. Altı çizilecek çok cümle var. Ancak Osho’nun dili zaman zaman kesin ve iddialı; bu da bazı okuyucular için fazla radikal gelebilir. Yine de zihinsel kalıpları kırmak isteyenler için güçlü bir eser.
Sonuç olarak Ego, kişisel gelişim kitabından çok bir farkındalık kitabı. Okuduktan sonra insan başkalarını değil, önce kendi içindeki “ben”i sorgulamaya başlıyor.
Puanım: 8/10