Çocuk rolünü benimseyen bir yetişkinin tüm davranışları, söylemleri, hatta zihinsel süreçleri bile çocuklukta takılıp kalmış gibidir.
Bu yaklaşım, Kohlberg’in ahlak gelişimi kuramındaki "Gelenek Öncesi Dönem" ile ciddi paralellik gösterir. Çünkü bu düzeyde bireyler “iyi” ve “kötü”yü kendi içsel vicdani ölçütleriyle değil, ödül ve cezaların varlığıyla tanımlar. Normalde bu aşama çocuklukta kalması gereken bir evredir, ancak bazı yetişkinler burada takılıp kalır.
Böyle bir durumda kişi sorumluluk almaktan sürekli kaçar, kısa vadeli zevk ve dürtülerine göre hareket eder, uzun vadeli sonuçları hesaba katmaz. Çevresinden gördüğü “koruma” ya da “çocuk muamelesi” bu rolü daha da pekiştirir, böylece kısır döngü katlanarak devam eder.
Kişi, çocuk rolünü benimseyerek hayatı kolaylaştırdığını sanır ama tam tersine kendisini gerçek hayata karşı daha savunmasız hale getirir.
Çevre, ona sınırlar koymadıkça ve yetişkin rolünü hatırlatmadıkça, kişi bu kısır döngüden çıkamaz. Yetişkin gibi davranmak, sorumluluk almak ve kendi değerlerini inşa etmek, hem bireyin özgürlüğü hem de sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için tek çıkış yoludur.