Umut ve korku, çoğu zaman insanı bugünden uzaklaştırır. Umut, geleceğe dair bir teselli sunarken, korku geleceğe dair bir tehdit fısıldar. Her ikisi de insanda atalet doğurur, eylemi erteler. İnsan, ya umutla avutulur ya da korkuyla bastırılır. Geleneksel inançlar, bu iki duyguyu hem teselli hem terbiye aracı olarak kullanmıştır. Oysa insan, kendi yolunu ancak umut ve korkunun ötesine geçerek çizebilir.
Çevrendekiler seni bir keşmekeşe girmeye, huzursuzluğa kapılmaya zorladığında derhâl kendi içine çekil, ama gereğinden fazla kalma orada. Bunu ölçülü bir şekilde tekrarlarsan uyum üzerinde daha etkili olursun.