ÖZGÜNLÜĞE GİDEN YOL
(21 İlke)
1. Bu dünyadaki yolların hiçbirini reddetme.
2. Kendini zevklere kaptırma.
3. Hiçbir şeye veya kimseye bel bağlama.
4. Kendini az, dünyayı (başkalarını) derinden düşün.
5. Hayatın boyunca ihtiras sahibi olma.
6. Yaptığın hiçbir şeyden pişmanlık duyma.
7. Başkalarının iyi veya kötü hiçbir şeyini kıskanma.
8. Hangi yolda olursa olsun hiçbir ayrılığın seni üzmesine izin verme.
9. Kendin dahil kimseden nefret etme.
10. Aşk peşinde koşma.
11. Hiçbir şeye fazla düşkün olma.
12. Evini süslemekle uğraşma.
13. Tek başına güzel yemekler yemeyi sevme.
14. Gelecek nesillere miras bırakmak amacıyla eski eşya veya mülk edinme.
15. Bedenine zarar verecek ölçüde perhiz yapmaya çalışma.
16. Silah haricinde başka hiçbir alete özenme.
17. Yol’unda ölmekten çekinme.
18. Yaşlandığında mal, mülk edinmeye heveslenme.
19. Buda ve tanrılara saygı duy ama onlardan bir şey bekleme.
20. Hayatından vazgeçsen bile onurundan vazgeçme.
21. Savaş Sanatının yolundan hiçbir zaman ayrılma.
Zen’in de etkisiyle wabi-sabi adı verilen bu tarzda canlı cansız var olan her şeyin içinde mükemmel olmama durumu (wabi) ve geçicilik (sabi) taşıdığı ve tam da bu yüzden güzel olduğu vurgulanır.
Helenistik estetik beğeniyi temel alan Batılı “mükemmellik” anlayışına taban tabana zıt bir güzellik anlayışıdır bu. Güzellik gösterişsiz, sade (hatta kusurlu) olmalı ve ona bakan gözün keşfetme yeteneğine alan bırakmalıdır. Apaçık güzelliği görmek kolayken, hatalı gibi görünen bir objedeki güzelliği görebilmek bakan kişinin sahip olduğu derinliği ve sezgi gücünü gösterir. Tıpkı bataklıkta yetişen lotus çiçeğinin üzerinde resmedilen Buda’nın taşıdığı mesaj gibi. Bu anlayışa göre bataklık gibi bir yerde dahi lotus gibi güzel bir çiçek yetişebiliyorsa, diğer yerlerde yetişebilecek güzelliklere bir sınır yoktur. Önemli olan bakan kişide onu fark edebilecek göz olup olmadığıdır.
Miyamoto Musaşi, Savaş Sanatı’nın yalnızca kılıç kullanmaktan ibaret olmadığını, akıl, sezgi, duyarlılık, empati gibi bir dizi başka yetenekle ve çok çalışmayla birleştirildiğinde bireyi özgürleştirerek yenilmez kılacağını gösterir. Ona göre hiçbir savaş, savaş alanında kazanılmaz. Savaşı kazanabilmek, zaferi elde edebilmek için henüz savaş ihtimali dahi yokken hazırlık yapmak ve her an kazanabilecek durumda olmak esastır. Yani zafer bir sonuçtur, asıl olan sürecin, Yol’un kendisidir.