Ozan

Belirsiz bir evet, çoğu zaman ertelenmiş bir hayırdır. Net bir hayır, belirsiz bir evetten çok daha değerlidir. Belirsizlik insanı tüketir; bu yüzden o hayır cevabını vermek, bazen bizim görevimizdir.
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her davranışın ardında bir motivasyon vardır ve eylemin sonuçları kadar, onu doğuran bu motivasyon da sorgulanmalıdır. Açlık, korku, haz, rekabet gibi dürtüsel güdüler genellikle kendiliğinden doğar; çoğu zaman biyolojik ya da anlık uyaranlara dayanırlar. Buna karşın adalet, merhamet, sorumluluk gibi daha yüce addedilen idealler, zihinsel bir yapılanma ve tutarlı bir değer sisteminin ürünüdür. Peki bu değerler nasıl oluşur? Bu değerler bir günde kurulmaz, hatta çoğu zaman onları biz seçmeyiz; içine doğar, çevremizden devralırız. Ancak bu pasif edinimin ötesine geçebiliriz: İnsan, değer sistemini sorgulayabilir ve yeniden kurabilir. İşte burada bilinçli bir çaba bir tür “öz eğitim” devreye girer. Rol modeller, toplumsal çevre ve eğitim bu süreci şekillendirir; fakat nihayetinde insanın kendini eğitmesi hem mümkündür hem de gereklidir. Bu değerlerin içselleşmiş haline vicdan deriz. Vicdan, düşüncenin kendi üzerine kıvrıldığı noktada sesini yükseltir ve beraberinde şu soruları getirir: “Eylemi gerçekten neden istiyorum?” “Sonuçları ne olacak; kime, ne zarar veya fayda doğuracak?” “Kendimle baş başa kaldığımda hangi yüzü göreceğim?” Bu sorular tek bir yalın ama keskin soruda yoğunlaşır: “Bunu yaparsam ya da yapmazsam kendimden nefret eder miyim?” Bu soru sanıldığından çok daha derindir; çünkü insanın kendinden nefret edebilmesi için önce kendisine dair bir beklenti inşa etmiş olması gerekir. Bu beklenti ise ancak ahlaki bir çerçevede anlam kazanır. Fakat burada da bir sınır vardır: Zihinsel bozuklukları nedeniyle empati kuramayan ya da sürekli kendini haklı gören bireylerde bu soru anlamını yitirir. Yine de çoğu insan için bu soru güçlü bir pusula işlevi görür. Cevap “evet” ise, elimiz çoğu zaman geri çekilir; çünkü vicdan yalnızca duygusal bir huzursuzluk değil, aynı
Duygu ve Düşünce
Eylem söylemi yalanlarsa, şüphe kaçınılmazdır.
Duygu ve Düşünce
İyileşmenin ilk adımı çoğu zaman kendi canını yakmayı göze almaktır. Kaçtıkça acı büyür, iyileşme uzaklaşır. Zamanla öyle bir noktaya gelir ki, iyileşmek değil yaşamak bile zorlaşır, iyileşmemek yavaş bir yok oluşa sürükler.
Duygu ve Düşünce
Bazen insanlar bize nasıl biri olmak istemediğimizi öğreterek hizmet eder.
Duygu ve Düşünce