Oza öz

9/10
·128 syf.··
2026 20. kitabı
Ara sıra sıkıcı olması ve ağır ilerlemesine rağmen, son zamanlarda okuduğum en zekice yazılmış kitaptı. Yazarın aklını ilmek ilmek hissettim ki bu tatmin bile okumaya değerdi. O belirsizlik hissi.. Rıza nedir, ne değildirin ulaştığı gri çizgi.. şu kitabı tartışabileceğim birinin olmasını çok isterdim gerçekten. Ayrıca hiç bu kadar adıyla uyumlu bir kitap görmemiştim. Beni Debussy nin aynı isimli parçasıyla da tanıştırdı bu kitap, bu mitolojiyi araştırmama da vesile oldu. Faunun öğlen uykusu düşünü yaşattı bize ve gitti. Gerçekle yalanın, adil olanla çıkarımıza olanın ayrımı birbirine girdi, silikleşti ve yok oldu. Tam da yazarın istediği gibi. Kitap boyunca kimin haklı olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bir haklı var mı ondan bile hala emin değilim. Keza adamın geçmişte yaşadığı ve kendince travmatize olduğu anıları bile beynimizde adamı aklamamıza yardımcı oluyor. Kitap bir yandan da insan aklının yetersizliğine, iki yüzlülüğüne de değiniyor bence. Okurken böyle bir durumda anlatıcı yorumuna, onun birine destek vermesine ne kadar muhtaç olduğumuzu fark ettim. Kendim bir yargıya varamadım ama açık açık manipüle edildim. Kadının anlatısı gerçekten kusurlu muydu? Sondaki tek bir hata tüm ifadeyi kusurlu mu yaptı? O zaman adamın bir hatası, hani diğer iki kadına yaptığını kabul ettiği, onu da komple kusurlu kılmaz mı? Böyle olması gerekmez mi en azından? Doğrudan eylemi yargılayamadık, şu anki hayatı nasıl etkileyeceğini de hesaba katarak değerlendirdik. Sonuç olarak gücün her şeyin üstünü nasıl örtebildiğini, hatta bilincimizle oynayıp düşüncelerimizi bile değiştirebildiğini görmüş oldum. Keza kitabın sonunda olan şey oldu mu, yoksa olduruldu mu ondan bile emin değiliz. İtiraf edemiyoruz kendimize. Çünkü biz yazarın elinde, bir faunun öğleden sonra düşünün
Alıntı
Bir Faunun Öğleden SonrasıJames Lasdun · Yapı Kredi Yayınları · 202194 okunma
Reklam
5/10
·56 syf.··
2026 13. kitabı
Konusu adını, sanını, milletini bilmediğimiz evli bir adama yazarımızın duyduğu saplantı. Çok kısa, yüzeysel, derinlik olmadan 3-5 derinleşme çabası ya da gösterisi… Sorgusuz, kendini anlama çabası eksik bir hatırat.. ne bir yüzleşme, ne bir yardım çığlığı. işte öyle bir içini dökecekmiş.. olmamış.
Alıntı
Yalın TutkuAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20226,8bin okunma
5/10
·320 syf.··
2026 10. kitabı
Uzun zamandır bu kadar heyecanlanıp da böyle hayal kırıklığına uğradığım bir kitap olmamıştı. Yapı kredi de 99.basım, ülkemizde çok sevilen çok bahsedilen bir kitap. Ama yazarımız apaçık Türk düşmanı. Sınırlarını görülmemiş bir biçimde genişleten Melikşah’ı basiretsiz, karısının kuklası ve şanslı bir adam olarak göstermesini mi beğenirsiz, Alparslan’ı, Selçuklunun kurucularını yeteneksiz salak adamlar olarak göstermesini mi, Türkleri sürekli küçümseyerek anlatması ve “çadırından yeni çıktı, dün domuza tapıyordu” gibi cümleler kullanmasını mı… Dünyada ne kadar okunduğunu göz önüne alırsak Türkler hakkında yarattığı imaj ve özellikle bizim bu kitaba bu kadar hayran olmamız biraz canımı sıktı ne yalan söyleyeyim. Onun dışında ilk iki bölüm gerçekten akıcıydı, tarihi kurgu olduğunu aklımızda tuttuğumuz sürece sıkıntı yok, keza bilgilerin çoğu sallamasyon. Melikşah’ın entrika çevirip vezirini Hasan Sabbah’a öldürtmesi vs gibi bir şeyi neresinden yarattıysa helal olsun. Ömer Hayyam’la Hasan Sabbah’ın dostluğu, Ömer Hayyam ın özel defteri, defterin Titanik’te batması vs hayal ürünü. Her şey iyi güzel de, ben bu yazarda inanılmaz Elif Şafak havası sezdim. Doğulu kimliğini arkaya atıp, onu kötüleyerek, sadece kötü yanlarını göstererek parçası olmaya çalıştığı Avrupa ve Amerikayı yüceltme çabası.. Allah kimseyi böyle bir duruma düşürmesin. Mesela kitapta selçuklu döneminde yapılan bilimsel çalışmalar bızzzt diye şöyle bir iki cümleyle geçip giderken, o esnada Avrupa’nın ortaçağı, karanlık çağı yaşadığından, onların da bağnazlıkla cahillikle uğraştığından hiç bahsedilmiyor da hop bir anda 1900 lerin başındaki medeniyetin ve özgürlüğün şahı ülkeler olarak 3.bölümden sonra bahsediliyor. Yani tabi olabilir ama niyet bana ikiyüzlü geldi. Yazarımız umarım lübnanlı değil de Avrupalı
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma
İyilik neden yapılır?
10/10
·208 syf.··
2026 1. kitabı
İyiliği sadece iyilik yapmak için mi yaparız, yoksa karşılığında bir şey beklediğimiz için mi? Bu karşılığında beklenen şeyin illa da iyiliği gören tarafından verilmesine gerek yok. Bazen sadece yücelik hissi, tatmin hissi de kendi kendine yeterlidir. Ama tabi insan beyni çıkan, eksilen şeyin yerine bir şey konulmasını bekler. İnsana rasyonel diyebilirsek eğer, nicelik olarak kendini korumak istemesini de anlayabiliriz. Komşuya dolu tabak verdim, dolu tabak istiyorum. Birine yardım ettim, gelecekte ondan yardım görmek istiyorum. Biz aksine inansak da içgüdüsel yaşayan ve çıkarcı canlılarız… Derinlemesine düşününce insan iyilikten bile tiksinebiliyor. Ama ya ben birine basit bir eşya değil de, bir can verdiysem? Karşılığında ona denk ne alabilirim? & Spoiler olabilir & Jeff bize kendini hep masum, iyi, ve kaderin cilvelerine maruz kalmış biri gibi gösteriyor. Öyle olduğunu da düşünebilirsiniz. Ama sonuyla aslında pek de öyle olmadığı ortaya çıkıyor. & Bu kitabı bir psikopatın yaptıkları olarak da okuyabilirsiniz, kendinizi dürüstçe Jeff’in yerine koyup içinizdeki (hepimizde eksiksiz olan) psikopatlık seviyenizi de ölçebilirsiniz. Ya da onu bir psikopat gibi görmekten ziyade sıradan bir insan gibi görüp iyilik kavramını, insanın nasıl da dürtüsel hareket ettiğini, hatta rasyonel olup olmadığını şöyle detaylıca sorgulayabilirsiniz. * Kitap müthiş bir gerilim hissiyle oldukça sürükleyici yazılmış. Beğeneceğinize kefilim :)
Ağızdan AğızaAntoine Wilson · Tersine Kitap · 2025117 okunma
4/10
·64 syf.··
2025 106. kitabı
Bu kitabı yayınlamak, kapağına da “ilk romanı 77 yıl sonra kitaplaşıyor” yazmak düpedüz ayıptır, açgözlülüktür, deliliktir. Sunuş bölümünde kitabın yarım kaldığı belirtilmiş ama bu roman yarım falan değil resmen giriş bölümü yarım. Daha karakterleri tanıtırken bir anda laf arasında kesiliveren bir kitabı siz nasıl roman adı altında yayınlar arkasına üstüne bir yerine BU BİR ROMANIN GİRİŞ BÖLÜMÜNÜN YARISIDIR yazmazsınız? Bulun diğer yarım öykülerini romanlarını, ustamız melih Cevdet anday’in yarım kalan öyküleri diye topluca yayınlayın. İzlerini sürün tanıtım yazıları yazın, o öykülerin hikayelerini yazın, ne durumda nasıl yazıldıklarını yazın , muhteşem de olur saygı duyarak okuruz ama bu resmen tuzak. Kitabı merak ediyorum şimdi ne olacak ne bitecek, Dürriye’ye ne oldu ya mesela? alzheimer riskimi arttırdın Everest.. Durduk yere yarım bir öykü soktun beynime.
Barem KanunuMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023130 okunma
Reklam