Çiftler evlenmek maksadıyla belediyelere başvuru yaptığında yalnızca kan testi ve akciğer röntgeni talep etmek yeterli değildir.
Eşlerin birbirlerine karşı sorumluluklarını, anne baba olmanın alt-soya karşı doğuracağı sorumlulukları, aile planlamasını, çocukların psikomotor gelişimini ve psişik gelişimini vb. esas alan seminerler verilmeli, birebir görüşmeler yapılmalı ve bu seminerlere/görüşmelere katılım zorunluluğu getirilmelidir.
Akabinde profesyonel yardım alması gerekenler tespit edilmeli, rehabilite olduklarından emin oluncaya kadar kişilere evlilik izni verilmemelidir.
Unutmayınız ki ailesinin sevgiyle iyi edemediği bir kişiyi bir başkasının sevgisi asla iyi edemez. Çiftlerden birinin hayatı diğerinin asla rehabilitasyon merkezi değildir.
Bütün bunları Türkiye'de hangi belediye uygulayabilir diye içinizden geçirebilirsiniz. Hatta bunları kişilerin hürriyetlerine karşı bir kısıtlama olarak da görebilirsiniz.
Lakin uygar bir toplum haline gelemeyeceğimize kendimizi inandırıp çevremize umutsuzluk aşılamak yerine Medeni Hukuk Sistemi bizden daha iyi çalışır durumda olduğuna bilimsel verilerle inandığımız toplumlar ile aramızdaki makası daraltmak için günümüzde tedbir almalı gelecek kuşaklar için de eğitimi esas almalıyız.
Vahşet, ölüm, istismar, cebir ve dahası birçok temel sosyolojik sebebe dayanmakla beraber aynı zamanda yetersiz eğitim ya da eğitimsizlikle doğru orantılıdır.
Boşvermişliklerimizi bir kenara bırakıp, toplumumuz için gelecek nesillerimiz için mutlaka önlem almak durumundayız.
Tüm çabamıza rağmen eğer bütün bunları temin edemezsek yapmamız gereken şu ki;
Yalnızlığımızı korumalıyız. O halde özellikle sizi huzursuz edeceğine inandığınız hususlarda yalnızlığınızı koruyun! Saygılarımla
Barış Özbek