Barış Özbek

Barış Özbek
@ozbekbaris
Author | Member, The Authors’ Club London | Participant, Royal Society of Literature
Yazar
Üniversite
London
Dünyalı, 20 Eylül
22 okur puanı
Ekim 2023 tarihinde katıldı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Barış Özbek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·44 syf.··
2026 1. kitabı
Barış Özbek
0/10 · 1 okunma
YASAK ELMANIN ARDINDAKİ O GARİP ADEM'in TÖREMESİ;
​Yemek hususunda hayatta iki tür insanın var olduğuna inanırım. Kimisi yemeği bir amaç, yaşamın öznesi haline getirir; kimisi ise sadece yaşamak için yer ve yemeği yalnızca nefes almak kadar zorunlu kılar kendine. Ama cezaevinde bu ayrım anlamsızlaşır; burada yemeğin tadı değil, varoluşun çıplak bir gerçeği hüküm sürer. Her lokmada hayatın anlamını sorgulatır ve soğuk duvarların sessizliğinde varoluşunu sorgular düşünen mahkûm. ​Şimdi diyeceksiniz belki: “Sen kimsin?” Ben de size; Ben bir garip Adem’in töremesiyim. İlk nefesini toprakta alan, ama dünyaya aitliğini hiçbir zaman tam manasıyla kavrayamamış bir alt-soyum diyeceğim. Bu sözün ardından soracaksınız: “Peki ya, Adem ve töremeleri yemek için mi yaşadı veyahut yaşamak için mi yedi?” İşte o yasak elmayı ısırdığı anda bu sorunun cevabı sislerin ardına saklanır. Çünkü bazı sırlar sözle değil, ruhun derinliklerinde var olan bir hisle anlatılır. ​O belirsizliğin tam ortasındaki ben kendi yolumu sorgularım; ne tamamen kaybolmuş ne de tam anlamıyla bulunmuş bir ruh olarak iç bilinmeyenimi ararım. Ve ben; bu arayışın tam kalbinde, yasak elmanın tadını hissetmeden önce, varlığımın karmaşasında kaybolurum... ​Belki de dünya, uçsuz bucaksız görünen ama her köşesi görünmez tellerle çevrili devasa bir açık cezaevinden başka bir şey değildir. Bizler, gökyüzünü özgürlük sanan ama aslında yeryüzü koğuşuna mahkûm edilmiş o garip Adem'in töremeleriyiz. Demir kapıların sesini duymasak da, ruhumuzun her gün aynı rutinin ve aynı çaresizliğin parmaklıklarına çarptığını hissediyoruz. Cezaevi dört duvar değildir; asıl cezaevi, insanın kendi hakikatinden kaçamadığı bu koca dünyadır...
Kitap Alıntısı
Gerçek ile Hakikat benzemez birbirine.
Puan vermedi·44 syf.··
2026 1. kitabı
Gerçek; ölçülebilir, sergilenebilir ve imkanlar dahilinde doğrulanabilir olandır. Ancak doğrulama mekanizması, dış dünyaya ve onun değişken kurallarına aittir. Bir özne değiştiğinde, bakış açısı kaydığında veya sunulan veriler yeniden düzenlendiğinde "gerçek" de revize edilir. Dün sarsılmaz bir kesinlikte duran, bugün bir yanılgı olabilir. Bu, gerçeğin sarsılmaz bir varlık değil; yöntemsel bir kurgu olduğunu gösterir. ​Thomas Kuhn’un işaret ettiği gibi, bir şeyin "doğru" kabul edilmesi çoğu zaman o anki zihinsel çerçevenin kurallarına bağlıdır. O çerçeve kırıldığında, içindeki "doğrulanmış gerçek" de anlamını yitirir. Bu yönüyle gerçek, bir yöntemin çıktısıdır; her an yeni bir bakışla, yeni bir kurguyla veya ustaca bir manipülasyonla geçersiz kılınmaya mahkumdur. ​Hakikat ise hiçbir çerçeveye sığmaz, hiçbir kurguyla yok edilemez. O, yalnızca bir sunumun veya eldeki verilerin sonucu değil; anlamın sarsılmaz bütünüdür. Gerçek, "nasıl görünüyor?" sorusunun yüzeysel cevabıyla ilgilenirken; hakikat, "aslında ne var?" sorusunun kalbiyle meşgul olur. Gerçek prosedürlere, sayılara ve sunulan kanıtlara, belki de sahte kanıtlara bağlı olabilir. Hakikat ise değişmeyen güçlü ilkelere, özdeki duruşa ve sarsılmaz bir vicdana bağlıdır. ​Bu yüzden gerçeklik algısı eğilip bükülebilir, manipüle edilebilir; hatta bazen en büyük yanlışlar "gerçek" maskesiyle servis edilebilir. Gösterilebilen ve kayda geçen her şey mutlak kabul edilirken, ispatlanamayan "yok" sayılır. Oysa görünmez olanın yokluğu asla ispatlanmış olmaz; o sadece görünenin ötesinde, sessiz ama vakur bir bekleyiştedir. ​Gerçek kanıt ister; hakikat ise sarsılmaz bir tutarlılık ve derinlik. Biri yöntemle, dış sesle ve geçici şahitlikle ayakta durur; her an yıkılma korkusuyla yaşar. Diğeri ise anlamla, özle ve ruhun sessiz
Düşünce
Uzla KelamBarış Özbek · Kutlu Yayınevi · 20261 okunma
İntihar öldürür. 📚 Dilimdeki Pamukçuk