"Moğolları ve Bizanslıları bu hırsızlık teşebbüslerine sevk eden sebep, eski Türklerde ölülerin silahları, kıymetli eşyası, bazen tam teçhizatlı atları, kadınların mücevherleri ile birlikte gömülmesi idi. böylece öteki dünyada rahat yaşamalarının sağlandığı düşünülüyordu."
"Eski Türklerde ölüm halinde yas törenleri yapılır, kırlarda ise, ölünün bulunduğu çadırın etrafında sür'atli atlarla dolaşılır, saçlar kesilir, saç baş dağıtılır, yüz, kulak bıçakla çizilerek kan akıtılır, ölenin atları, kuyrukları kesilerek kurban edilir, ayrıca yemek verilirdi. Bu törenlere 'yoğ' deniyordu"
"Adam öldürmenin cezası idamdı; soygun, hırsızlık ve hayvan kaçırma kesin surette yasaktı. Ele geçirilen soyguncu, suçüstü yakalanan hırsız öldürülür, malları müsadere edilir, ailesi efradının hürriyetleri kısıtlanırdı. Ciddi bir tehlike ile karşılaşmadıkça ok-yay kullanmak yasaktı. Barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası da ölümdü. Zinanın cezası da idamdı. Irza tecavüz en ağır suçlardan sayılırdı. Bu da bazan iki taraf arasında uzlaşma olmazsa idamı gerektirirdi. Ordudan kaçanlar ve vatana ihanet edenlerin cezası da ölümdü. Hafif suçlular, 10 günü aşmamak üzere hapsedilirdi."
"Babam Kagan (İlteriş) 17 er ile harekete geçti. Haberi işiten ormandakiler, ovadakiler toparlanıp geldiler, 70 kişi, sonra 700 kişi oldular... (Hakanlığı) atalarının törelerine göre kurdular... Gelenlerden iki kısmı atlı, bir kısmı yaya idi, davete katılanlardan biri de ben idim."