"Nietzsche Ağladığında" 19.yüzyılın Viyanası'nda geçen psikoloji,felsefe ve tıp bilimlerine ilgi duyanların çarpılacağı türden bir kitap.Varoluşsal terapinin temsilcilerinden olan aynı zamanda kitabımızın yazarı olan Yalom' un yazgı ve anlam arayışı kavramları, olay örgüsü üzerinden örnekler verilerek bizlere çok güzel bir şekilde aktarılıyor.
Kitabın ana konusu ümitsizlik.Nietzsche ve Dr.Breuer aynı ümitsizlikle yaşayan ,birbirlerinin yaralarına şifa bulmak için zaman zaman yer değiştirerek birbirlerini tedavi etmeye çalışan iki doktor rolünde.Bu iki ümitsiz kişi arasında ki felsefik ve psikolojik diyaloglarla aradıkları anlam arayışını okuyoruz.
Kitabı okurken bazen bir doktor,bazen bir terapist, bazen bir filozof ,bazen de Mathilde gibi sevgiye aç kalmış karekterlerin rollerine bürünmüş oluyoruz.Böylelikle Yalom'un anlattıklarını içselleştirmiş oluyoruz.
Kitabın sevdiğim yönü; 19. yüzyılda Sigmund Freud'un bilinçaltına giden kraliyet yolu diye adlandırdığı rüyalarla ve hipnoz yöntemiyle kuramını oluşturmaya çalışması,bu yolda işe yarayan yöntemleri, ipuçlarını farketmesi ve psikanalitik kuramın nasıl oluştuğuyla ilgili okuyucuya bilgi vermesiydi.
Yine kitabın bir diğer beğendiğim yönü Dr.Breuer ile Bertha arasında etik ilkelerin yok sayılması sonucunda hasta ve doktor ilişkisinin zedelenmesi ve bunun doğurduğu olumsuz sonuçları görebilmemiz.Böylelikle kitabı okurken aramaya başladığımız anlam arayışına ilaven birçok bilimsel,felsefik, psikolojik bilgilere ve etik değerlere de sahip olmuş oluyoruz.
Kitabın sonunda şu cümleyi tekrar etmekten alıkoyamıyor insan kendini:
Amor fati; yazgını seç, yazgını sev.