Özde

Puan vermedi·228 syf.··
2021 17. kitabı
Öykü “Faşizmin yirmi yılı” olarak bilinen döneme yayılmıştır; 1921’de I. Dünya Savaşı sonrasının kargaşa ve yoksulluğunda, güçsüz siyasal partileriyle toparlanmaya çabalayan İtalya’da paramiliter mangalarının uyguladıkları parlamento dışı şiddet eylemleri sayesinde yükselen Mussolini faşizminin giderek bir siyasal parti kimliği edinmesinden ve çaresiz kalan kralın rızasıyla iktidarı ele geçirmesinden, II. Dünya Savaşı sırasında 1942’de Sicilya’ya Müttefik çıkarmasına değin geçen döneme. Camilleri o tarihsel olayların fonunda iki gerçek somut olayı resmî yazışma belgelerini, sorgu tutanaklarını, gazete haberlerini kullanarak, düşgücünün desteğiyle ve acı bir alaycılıkla izler: Biri, kent merkezinde anacaddenin yanı başında, karanlık, izbe bir sokakta kurulan bir pusunun ölümle sonuçlanışı, cinayetin kovuşturuluşu ve davasının mahkemede görülüşü; öbürü, iktidarı yeni ele geçirmiş, “Duceleşmekte” olan Mussolini’nin gönülsüzce çıktığı “Sicilya seferi” sırasında, kendi adını taşıyan orman-kent “Mussolinia”nın temellerini atışı. Tabii ki toplumsal dinamiğin özgünlüğü sonucunda, iki olay da ancak Sicilya’da olabileceği biçimde gelişir ve tabii ki hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
Unvansız MaktulAndrea Camilleri · Yapı Kredi Yayınları · 201863 okunma
Reklam
Puan vermedi·155 syf.··
2022 68. kitabı
Glass'lar; öncesi, savaş ve sonrası ile 2. Dünya Savaşı'nın "yaralanmış" kuşağının yedi "tuhaf" kardeşli "tipik" bir ailesi... Ölümler, intiharlar, güvence aranan mistik savruluşlar ve aşklar arasında, hayatla yaşanan yüksek voltajlı ve suskun uyumsuzluklar, sessiz çıldırma eşikleri... "Biz dördümüz, birbirimize yakın kan bağıyla bağlıyız ve bir tür deruni aile diliyle, iki nokta arasındaki en kısa mesafenin neredeyse tam bir daire olduğu bir çeşit romantik geometri ile konuşuruz. Son bir uyarı sözü: Aile soyadımız Glass. Bir dakika sonra, Glass erkeklerinden en genci, yaşayan büyük ağabeyi Buddy Glass'ın kendisine gönderdiği aşırı derecede uzun mektubu okurken görülecek (...) Bana söylediğine göre, mektubun üslubu, bu anlatıcının üslubuna ya da yazılı üslupçuluğuna, rastgeleliğin adamakıllı ötesinde bir benzerlik gösteriyormuş; genel okur da hiç şüphesiz, mektubun yazarı ile bendenizin aynı kişi olduğu sonucuna balıklama atlayacaktır. Atlayacaktır ve maalesef atlamalıdır da"... Nicedir, bir 20. yüzyıl "modern-klasik"i olarak anılan "kırk yıllık suskun" J. D. Salinger'dan, hayat üstüne, sanki kendi geleceğini de okuduğu tedirgin, derin, acı iki uzun "hikaye"
Franny ve ZooeyJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 20202,523 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2022 107. kitabı
"Yazmak çoğunlukla zor ama keyifli bir iştir benim için; bu öyküyü yazması kolaydı ama pek keyifli değildi. Bana hiç seçenek bırakmadı. Ülserli bir patronun sekreterine mektup yazdırması gibi yazdırdı kendini bana. Ben orman ve düş üzerine yazmak istiyordum; yani belirli bir ekolojiyi içeriden bir bakışla betimlemek, biraz da Hadfield'in ve Dement'in uyku düşlerinin işlevleri ve düşün yararları üzerine görüşleriyle oynamak istiyordum. Ahlak dersi veren öyküleri pek sevmem, çoğunlukla iyilik duygusundan yoksun olurlar. Madem bir kere ahlak dersi vermek zorunda kaldım, şunu söyleyebilirim bir tek: don Davidson olmak Raj Lyubov olmaktan daha da acı vericidir."
Dünyaya Orman DenirUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20191,385 okunma
Puan vermedi·270 syf.··
2023 6. kitabı
“ben kimseyi kandırmadım. İnsanların kendilerini kandırmalarına izin verdim sadece. Kimse, gerçekte kim olduğumu, ne olduğumu öğrenmeye zahmet etmedi. Benim için bir karakter yarattılar. Onlara karşı çıkacak gücüm yoktu. Belli ki, olmadığım birini seviyorlardı.” - M. M.
Marilyn Monroe - NotlarMarilyn Monroe · Artemis Yayınları · 201448 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2015 786. kitabı
192 sayfadan oluşan "Sol Ayağım" adlı roman, beyin felciyle doğan ve sadece sol ayağını kontrol edebilen Christy Brown'ın zorlu hayat hikâyesinin doğumundan gençliğine kadar uzanan kısmını konu alıyor. Kalabalık bir aileye sahip olan yazar, doğuştan gelen fiziksel engeline rağmen ailesinin desteği ve daima diri tutmaya çalıştığı yaşama azmi sayesinde hayatını nasıl sürdürdüğünü içtenlikle anlatıyor. Böylece okurun hayattaki olumsuzlukları, insanı aşağı çeken engeller olarak değil de yukarı taşıyan basamaklar şeklinde görmesine yardımcı oluyor. Yazarın azminin yanı sıra ailesinin karşılıksız sevgisi ve desteği de okurlara kıymetli mesajlar veriyor. Özellikle annesinin asla tükenmeyen çabaları ve erkek kardeşlerinin küçük Christy'yi sahiplenişi, romanın duygusal yönünü epey güçlendiriyor. Siz de bazen gözlerinizi yaşartacak bazen yüzünüzde tebessüm oluşturacak bu eseri okuyarak Christy Brown'ın çarpıcı yaşam öyküsüne tanıklık edebilirsiniz.
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,9bin okunma
Reklam