Johann Wolfgang von Goethe’nin Genç Werther’in Acıları kitabı, aslında okurken insanın içine biraz dokunan, biraz da içini sıkan bir hikâye. Ama tam da bu yüzden etkileyici.
Kitap, Werther’in birine âşık olmasıyla başlıyor ama bu öyle klasik bir aşk hikâyesi değil. Daha çok karşılıksız aşkın, insanın içini nasıl yavaş yavaş kapladığını anlatıyor. Werther’in duyguları o kadar yoğun ki, bazen “bu kadar da hissedilir mi?” diyorsun ama bir yandan da o duyguların gerçekliği seni yakalıyor.
Okurken en çok dikkat çeken şey, Werther’in her şeyi çok derinden yaşaması. Doğayı, aşkı, yalnızlığı… Hepsi onun için çok büyük ve sarsıcı. Bu da kitabı biraz ağır ama bir o kadar da samimi yapıyor. Sanki bir arkadaşın sana içini döküyormuş gibi hissediyorsun.
Kısacası Genç Werther’in Acıları, aşkın sadece mutlu bir şey olmadığını, bazen insanı ne kadar derinden etkileyebileceğini gösteren bir kitap.