Özden

Rousseau, "İnsanlar özgür doğarlar, oysa her yerde zincirlere vurulmuşlardır" sözleri ile başlayan Toplum Sözleşmesi yapıtında, doğa durumundan uygar topluma geçişi betimleyen bir başka taslak çizmektedir. Bu taslaklar kuramsal bir amaca yaraması için çizilmiştir. Rousseau onunla, özgürlüklerin ve eşitliklerin kaynağının uygarlıktan önce var olduğunu ama uygar toplumda da sürmesi gerektiğini göstermek istemiştir.
Sayfa 392·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Jean Jacques Rousseau
Bir tarlanın etrafını çitleyip "burası bana aittir" diyen ve bu söze inanacak kadar saf kişiler bulan ilk insan uygar toplumun kurucusu olmuştur. (İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı) (II. Bölümün ilk sözü)
Sayfa 392·Kitabı okudu
Alıntı
Ona göre ilkel toplumlar, insanın insanı sömürmediği, lüksün ve eşitsizliğin bulunmadığı, bunların insanın doğasını bozmadığı bir özgürlük ve eşitlik durumu içindedir. Böyle bir toplumun antropologların anlattıkları ilkel yabanıl topluluklardan çok Rousseau'nun kafasında, dilediğince yarattığı bir düş olduğu söylenebilir. Rousseau'nun kafasındaki bu ilkel topluluk modeli, onun uygar toplumu eleştirmesine yaramıştır. Uygar toplumda yapılacak reformlara ilişkin düşüncelerin geliştirilmesine yardımcı olmuştur. İlkel toplulukla karşılaştığında Rousseau uygar toplumu, insanın iyi doğasının bozulup, erdemin yittiği, özgürlüğün yerini tutsaklığın aldığı bir sapma olarak görür. Kimi yazarlara göre Rousseau, insanların ilkel topluma dönerek uygarlığın hastalıklarından ve kötülüklerinden kurtulabileceklerine inanıyordu. Rousseau'nun siyasal düşünüşünün tümü göz önüne alındığıda bu görüşe katılmak olanaksız. O'nun uygar toplum içinde ilkel topluluğun bazı erdemlerine yeniden kavuşmanın yollarını aradığını görüyoruz. Bu bakımdan ilkel topluluğun erdemleriyle uygar toplumun yararlarını bir araya getirecek bir düzeni tasarladığını söylemek daha doğru olur.
Sayfa 390·Kitabı okudu
Alıntı
Dijon Akademisi'nin açtığı "Bilimlerin ve Sanatların İlerlemesi Törelerin Bozulmasına mı Arınmasına mı Yardım Etmiştir?" konulu yarışmasına 1750 yılında katılır. Bilimler ve Sanatlar Üzerine Konuşma adlı yazıyla yarışmaya kazanır. Yeni yeni gereksinimlere yola açarak köleliğin kaynağı olduğu görüşünü savunmuştur. Bu ve bunun gibi alışılagelenin dışındaki görüşleri savunduğu yapıtı yankılar uyandırır; adını duyurur. Yapıtları aslında, uygarlıkla birlikte artan eşitsizliğe insanca değerleri bozması olgusuna karşı, alt sınıfların, kendini uygarlığa karşı çıkma biçiminde ortaya koyan tepkisini dile getirmektedir. Bu tepki aynı zamanda Aydınlanma akımının aklı her şeyin üzerine çıkarmasına karşılık Rousseau'nun duyguları savunun tutumunu da yansıtmaktadır.
Sayfa 388·Kitabı okudu
Alıntı
Rousseau'nun çağının ilerisinde duran (aşağı sınıfları kollayan) düşünceleri de, zamanının burjuva ideolojisine malzeme olmak yazgısında kurtulamayacaktır. Bu düşünceler ileride aynı zamanda işçi sınıfının önderlerine ve ideolojisine de hizmet edecektir, o başka. İleride "genel istenç" kavramlarından faşistlerin de yararlanmaya kalkmaları bambaşka bir konu.
Sayfa 387·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam