Özden

Bu doğa durumunda, herkesin doğanın sağladığı olanaklardan eşit olarak yararlanma hakkı bulunduğundan, ortak mülkiyet düzeni vardır. Ancak Locke, insanın üzerinde emek harcadığı şeyler üzerinde (örneğin çevresini çitleyip sürdüğü toprak üzerinde) ona sahip olma hakkının da olacağını söyler. Böylece Locke, insanın emeğiyle ürettiği şeyin, kişiliğini onun üzerine yaymış gibi kendisinin bir parçası durumunda geleceğini ileri sürer. Burada Locke'un özel mülkiyetin, toplum sözleşmesinden önce, uygar toplumdan önce yaşanan doğa durumunda var olduğunu söylemesine dikkat edilmeli.
Sayfa 369·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Locke aristokrasinin metafizik, dogmatik, skolastik düşünüşüne saldırmıştır. Burjuvazinin dünya görüşünün felsefi temellerini (ampirizmi) atmıştır. Daha önemlisi, burjuvazinin siyasal görüşlerini sistemleştirmiştir.
Sayfa 365·Kitabı okudu
Alıntı
Hobbes'un egemen haksız, hatta zorba da olsa ona boyun eğilmesini istemesinin gerisinde, egemene karşı konulduğunda ortaya çıkabilecek bir iç savaş durumunun zorbalıktan (despotluktan, tiranlıktan) daha kötü sonuçlar doğuracağı inancı yatmaktadır.
Sayfa 356·Kitabı okudu
Alıntı
Hobbes'a göre insanlar toplumdan ve devletten önce bir "doğa durumu" içinde yaşıyorlardı. Doğa durumunda bütün insanlar güvenlik gereksinimi içinde yaşıyorlardı. Doğa durumunda bütün insanlar güvenlik gereksinimi içindeydi. Bu nedenle de başkaları üzerinde egemenlik kurma isteği duymaktaydılar. Ne var ki, başkaları üzerinde egemenlik kurmak için hiç de kolay değildi. Çünkü doğa durumunda insanlar birbirlerine aşağı yukarı eşitti.
Sayfa 352·Kitabı okudu
Alıntı
Hobbes, epistemoloji alanında ampirik (görgül) bir tutum takınır. Yani felsefenin "bilgilerimizi nasıl ediniriz; neyi bilebilir, neyi bilemeyiz, gerçeği ne ölçüde bilebiliriz?" sorularına yanıt arayan "bilgi kuramı" dalında (bilgibilim alanında) materyalizmin uzantısı olan bir tutum takınır. Bilgilerimizin, (Platon'un sandığı gibi) doğuştan gelmediğini, akıldan çıkmadığını fakat sonradan gelmediğini, akıldan çıkmadığını, fakat sonradan, dış dünyadan duyular yoluyla edinildiğini söyler.
Sayfa 348·Kitabı okudu
Alıntı