Bodin'in siyasal düşünüşünün odak noktası ve onun siyasal düşünüşe katkısı "egemenlik" kavramıdır. Ona göre egemen bir siyasal erk olmadıkça iyi düzenlenmiş bir toplum olmaz. Kralın egemenliğini de babanın egemenliğinden kaynaklanmıştır. Ama babanın egemenliği gibi sınırlandırılmamıştır, yani mutlaktır. Şöyle tanımlar Bodin egemenliği:
Bir devlette egemenlik, yurttaşlar ve uyruklar üzerinde en yüksek, en mutlak (saltık) en sürekli güçtür.
Bodin'in dine inanmamakla birlikte astrolojiye ve büyücülüğe inanması şaşırtıcıdır. Süpürgeye binip uçan cadıların varlığını "apaçık" bir gerçek olduğunu söyler. Krallık savcısı olarak ruhunu şeytana satan büyücülerin nasıl yakalanacaklarını anlatan bir kitap bile yazmıştır.
Jean Bodin, mutlak monarşiyi dinsel temellere dayandıran ve dinsel kurallarla sınırlandıran "kralların tanrısal hakları" kuramına karşı çıkmıştır. Onun yerine mutlak monarşiye dinsel olmayan yersel (laik) bir kuram armağan etmiştir: Monarşinin "egemenlik" kavramını formülleştirirken, dinsel düşünüşü bir kenara bırakarak siyaset kuramına çağdaş hukuk anlayışını sokmuştur.
Siyaset sözlüğünde "Makyevelizm" olarak bilinen işte bu kavram, Machiavelli'nin Prens'inde ortaya koyduğu bir ahlak anlayışıdır. Makyevelcilik "amaca ulaşmak için her türlü araca başvurmasının uygun olacağı" anlayışının adıdır. Gerçekten Machiavelli Prens'inde İtalyan birliğinin sağlanması tek amaç olarak almıştır. Başka hiçbir bağla bağlı olmaksızın, bu amaca ulaşmak neye gerektiriyorsa onun yapılmasından yanadır.