Sınavla karşılaştığımızda genellikle öfke ya da umutsuzlukla tepki gösteririz; bize haksızlık gibi gelen şeyi haklı olarak reddederiz. Ama öfke sağırlaştırır, umutsuzluk kör eder. Bize sunulan büyüme fırsatını kaçırırız. Bu durumda sert darbeler ve yenilgiler birbirini izler. Üzerimize çullanan şey kader değildir, mesajını yenilemeye çalışan hayattır.
Bugün birçok insan farkında olmadan Platon’un mağarasında yaşıyor. Bilinmeyen karşısında büyük bir korkuları var ve kişisel olarak onları etkileyecek her değişimi reddediyorlar. Fikirleri var, projeleri, düşleri var, ama bunları asla gerçekleştirmiyorlar, doğrulanmamış binlerce korkuya felç olmuşlar, elleri ayakları kelepçeli, oysa anahtarı da yalnızca kendilerinde. Boyunlarında asılı ama asla ellerine alamıyorlar.
Cellat, belli bir kişiye, onun üzerinde gerçekten de olumsuz bir etki bırakacağını, başkalarının üzerindeyse aynı etkiyi yaratamayacağını hissettiği işin saldırır.