Bir kitabı yazan yazarı, yaşatan ise okuyucusudur. Yazarın gücü, son noktayı koyduğu yerde biter. Kalemini bırakır, ışığını söndürür ve arkasına yaslanarak beklemeye başlar. Beklediği şey, o ana kadar kendi öznel dünyasının kıvrımlarından akıp gelen sözlerin, başka insanların öznel dünyalarına ulaşabilmesi, başka başka yaşam deneyimleri içinde yerini bulabilmesidir. Bu aynı zamanda, bir dönüşüm yolculuğudur da... O noktada, yazdıklarınız size ait olmaktan çıkmaya başlamıştır. Onları, iki karton kapağın arasında donup kalmaktan kurtaracak ve soluk aldıracak okuyucuya emanet etmişizdir mutla. Artık yolculuk başlamıştır. Kim bilir o satırlar, hangi duraklarda kimlerle buluşacaklardır.
Sayımız çok fazla, diye düşündü. Milyarlarcayız ve bu çok fazla. Kimse kimseyi tanımıyor. Yabancılar gelip mahremiyetimizi ihlal ediyor. Yabancılar gelip kalbimizi söküyor. Yabancılar gelip kanımızı alıyor. Ulu Tanrım o adamlar kimdi. Onları daha önce hiç görmemiştim!