En kadim meseledir babalar ve oğullar
Babasız oğulların babayla ne işi var?
Şeytan mı taşlar acep vakti olmayan dostlar
Dertle dertlenmeyenin Mekke’de ne işi var?
Bir çığlık yükselir dur nerede Müslümanlar
Gazze'yle olmayanın secdede ne işi var?
Helakin geldi ise bil ki mevki sunarlar
Menzil cennet diyenin koltukta ne işi var?
Şimdi susmak dilerim her söz cehennem harlar
Duası yoksa dilin ağızda ne işi var?
Eyyüp Akyüz
Koşaradım
Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
Toprağı rüzgârı denizi göğü
O her zaman bir insanla anlamlı
Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
Ve ucuz korkuların kör kuyularına
Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
Kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
Unuttunuz başkalarının acısını duymayı
Küçük çıkarların büyük kurnazları
Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
Dışa vurmayı duygularınızı
Bütün kelimesizliğimle bekledim seni
yıllar gibi geçen o birkaç saniyeyi
ve birkaç saniyede geçen o yılları
bir ayna kendini hedef almış
bir taşa ne diyebilir ki?
Suavi Kemal Yazgıç
Merak değil de belki yol almak için
kendimce dünyanın kıyılarına
yakasından tutarak değil elbette
nazikçe söyleyerek Kolomb'a
ne geçti eline dünyayı büyüttün de
Mehmet Narlı