Bunları söyleyiş biçimi, o hassas, azıcık paniklemiş sesi bana Baba’nın yaralanmış bir insan olduğunu söylüyordu; bana olan sevgisinin gerçek, gökyüzü kadar uçsuz bucaksız ve kalıcı olduğunu, o sevgiyi hep, ebediyen üzerimde hissedeceğimi. Bu sizi er ya da geç bir seçime zorlayan sevgilerdendi: Ya onu yırtıp atardınız ya da altında kalır, sizi ezip daha küçük bir şeye dönüştürdüğünü bile bile şiddetine katlanırdınız.
Peki sen üzgün müsün?
Bunun üzerine babam gülümser, “Senin gibi bir kızım varken neden üzülecekmişim ki?” diye karşılık verirdi fakat o yaşta bile anlardım. Yüzünün ortasındaki bir doğum lekesi gibiydi.
...
Babamı mutlu edecektim. Dünyada onu hüznünden kurtarmaktan daha çok istediğim hiçbir şey yoktu.