Mama’nın sevecenliğini, imdada yetişme, gözüpek eylemlerde bulunma özelliğini lekeleyen de budur işte. Bütün o erdemleri gölgeleyen bir “minnettar bırakma” huyu. Sırtınıza vurduğu o talepler, yükümlülükler semeri. Yaptığı iyilikleri, karşılığında sadakat ve bağlılık satın aldığı bir banknot, bir takas aracı olarak kullanma biçimi.
Abdullah, Baba’yı bu salıncakta sallanırken bir türlü gözünün önüne getiremiyordu. Onun da bir zamanlar kendisi gibi bir oğlan çocuğu olduğunu tahayyül edemiyordu. Bir çocuk. Kaygısız, ayağına çabuk. Oyun arkadaşlarıyla birlikte açık tarlalarda paldır küldür koşan. Şimdiyse elleri yaralı, yüzü derin yorgunluk çizgileriyle bezeli Baba. Elinde kürekle, tırnaklarının altında çamurla doğmuş olması pekâlâ mümkün görünen Baba.