özge üğdül

özge üğdül
@ozge22
Annemi,babamı,sevgilimi,engellileri,çocukları..ve daha ''özel bir günü'' olan her türü,cinsi tek bir günde hatırlamak istemememi destekleyen bir yazı. (Banu Avar Facebook sayfasından alıntıdır) ''Tartışmayı bilen'' herkesin okumasını ve görüşünü belirtmesini dilerim. Geçmişten bir yazı.., O 1864 de doğdu. 41 yaşında annesini kaybettiğinde ABD ‘yeni Dünya Düzeni’nin ana hatlarını bulmaya çalışıyordu, Avrupa’da ‘kan rüzgarları’ esiyor, Osmanlı İmparatorluğu gizli anlaşmalarla bölünmenin eşiğinde duruyordu. Dünya ilk kez topyekün bir petrol savaşına sahne olmak üzereyken ve milyonlarca anne katledilecekken, Anna Jarvis Amerika’da ‘anneler günü’ önerisini bir kilisede kutladı. Önerisi emperyal güçlerin dünyaya ‘kültür ihracatı’ modeli için ‘elverişli’ bulundu ve başta başkan Wilson olmak üzere, gazete patronlarından din adamlarına ve Senato’ya kadar kabul gördü. Dünya kanla yıkanırken, Wilson prensibiyle Anadolu’ya kukla devletler oturtulurken Mayıs’ın 2. Pazar günü ‘anneler günü’ ilan edilmişti. *** 1. Dünya Savaşı emperyal güçlerin Pazar kapma yarışıydı. Ve bu paylaşım kavgasında sadece topraklar değil zihinler de devşirilecekti.. Emperyal güçler, zihinsel işgalin atom bombasından daha etkili olduğunu söylemişlerdi.. Kanlı savaşlar, petrol, pamuk ve buğdayın ele geçirilmesi için beyinlerin de işgal edilmesi gerekti. O yıllarda yeni bir dünya düzeni şekilleniyor, Amerikan küresel çetesi ‘tek dünya sistemi’ ‘tek dünya kültürü’ üzerine kafa yoruyorlardı. Anna Jarvis 1948 yılında 84 yaşında 2. bir dünya paylaşım savaşının ertesinde öldü.. Ölmeden önce ortaya attığı fikrin tüketim amacıyla kullanılmasından duyduğu üzüntüyü belirtiyor, ‘Bu özel günü dini bir kutlama olarak düşünmüştüm. Oysa ticari amaçlara alet oldu.’ demişti. Demekle kalmadı, ulvi fikrinin metalaşmasına
Din
Reklam
KESİNLİKLE DOĞRU BİR YAKLAŞIM.... Çocuğunuz; – Varsın, bir çivi bile çakamasın...ama, dersleri iyi olsun. – Varsın, omuzlarda cenaze taşıyanlara bön bön baksın...ama, matematiği düzgün olsun. – Varsın, evin çalan telefonuna cevap veremesin...ama, notları yüksek olsun. – Varsın, eve gelen misafirlerinizle üç kelime konuşamasın...ama, fen lisesine gitmiş olsun. – Varsın, ağlayan bir çocuk görünce ona gülsün...ama, sınıfın birincisi olsun. – Varsın,kendisinin fazladan harçlığı olduğu halde; kantinden simit alamayan çocuklarla alay etsin...ama, öğretmenlerinin gözdesi olsun. – Varsın, başını okşayıp hatırını soran bir yetişkine dönüp; " Ya siz nasılsınız efendim..." diyemesin...ama, yabancı dili mükemmel olsun. – Varsın, oyun arkadaşları olmasın...ama, sınavlarda "on" çeksin. – Varsın; – Taziye nedir,bilmesin, – Başın sağ olsun ne demek, anlamasın, – Geçmiş olsun kime denir,niçin denir, haberi olmasın, – Uğurlar olsun, ne anlama gelir farkında olmasın, – Ama... karneleri süper olsun. – Evet...varsın, tek dostu olmasın...ama, iyi gelir getiren bir mesleği olsun...öyle mi... Bu çocuğu bu hale nasıl mı getirdiniz: – Bandı üç ay geriye sararak, çocuğunuzla "nelerden ibaret" olan iletişiminizi dinlemek ister misiniz; – "Oğlum, çıkar üstünü-başını...doğru derslerinin başına... – Kızım, öğrenemedin gitti şu işi...hafta içi sokak-mokak yasak...
Televizyon