"Kurt Masaldan Çıkınca"
Bir varmış bir yokmuş... Zamanın tam olarak nerede kırıldığı bilinmeyen, masalların bile artık tam anlatılmadığı bir ülke varmış. Bu ülkede ormanlar sadece ağaçlardan oluşmazmış. Gölgelerden, fısıltılardan, yarım bırakılmış uyarılardan da oluşurmuş. Ve anneler, kızlarına her sabah aynı korkuyu miras bırakırmış; sanki sabah ışığı bile tek başına yeterince güvenli değilmiş gibi. “Yabancılarla konuşma.” Ama yabancı kimmiş, kimse tam tarif etmezmiş. “Karanlıkta yürüme.” Sanki karanlık sadece geceye aitmiş gibi. “Ormana tek başına girme.” Ama bazı ormanların şehirlerin içinde büyüdüğünü kimse söylemezmiş. Kızlar büyürken sadece yürümeyi değil, dikkatli olmayı öğrenirmiş. Sadece konuşmayı değil, susmayı da. Ve en çok da “normal olanın içinde gizlenen tehlikeyi” hissetmeyi… Çünkü bu ülkede kurtlar hep masallarda anlatılırmış. Gerçekteyse isimleri hiç söylenmezmiş. Sadece hissedilirmiş. Bazen bir bakışta. Bazen çok tanıdık bir sesin tonunda.
Kadın olmaktan utanıyorum hani özgecan aslan nasıl yaktılar nasıl yaptılar onu bilmedim ama kadınlara kalkan eller kırılsın keşke ben olsaydım diyorum bazen ağlıyorum daha kaç kadın öldürüldü neden kadın diyemi öldürülüyor açık giyindi diyemi öldürülüyor yazık günah o anaya babaya söyleyin bna nasıl kıydılar kadınlara gözlerim ağrıyor ama elimden bişey gelmiyor benide yaksınlar bende kadınım kadınlar çiçektir yapmayın günah yazık kadına şiddet hayır 🙁
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kübra yapıcı
Çok değil 10 sene önce özgecan aslan cinayetini ülkece yıllarca konuştuk çünkü türkiyede böyle şeyler olmazdı yetmiyo ölmek yetmiyo parcalıyolar parçalamak yetmiyo yakıyolar yakmak yetmiyo tekrar parçalarını ayırıp Ayrı ayrı yerlere atıyolar küllerini bile geride bırakmıyolar bu ülkede ne insanlık ne adalet var
Unutmak mı, Hatırlamak mı Unutmak istiyorum inan her şeyi, Gözlerimde on iki yaşımdaki merceği. Neden böyle anlatıyorum bilmiyorum, Gözlerimde hikâyelerin gerçeği. Unutmak istiyorum kollarımdaki façaları, Ölen çocukluğumu, öldürülen hayatları. Unutmak istiyorum gözlerimdeki kanları, Alınan intikamları, solan ilkbaharları. Unutmak istiyorum aşkları, sevdaları, Arkadaşları, gizlediğim sokakları. Gülleri, dikenleri, bütün hayatları, Umudumdaki baharları. İlk çocukları, ilk umutları, ilk sokakları, İlk yaşantıları, ilk baharları. İlk umutların içindeki karanlık yolları, Kaybolan o çocuklukları. Unutmak istiyorum ruhunu satanları, Satırlarda kalan bütün yanlışları. Parçalanmış insanları, yırtılmış hayatları, Gözlerde kalan hatıraları. Cinayetleri, tecavüzleri, tacizleri, Acizleri, cahilleri, canileri. İnsanlığın karanlık yüzünü, kirli elleri,
1000Kitap
!!SUSMA!!
Surların gölgesinde İkbal’in feryadı var Ayşenur’un yarım kalmış masum yarını var Biz hayatın her rengiydik birer birer soldurulduk Karanlığın ortasında beyaz olduk savrulduk Bu hayat dersi hiç kitapta yazmıyor Hukuk dedikleri şey niye zengini takmıyor Suçu bizde arama biz sadece kurbanız Orda burda değiliz mağdurun yanındayız Göl kıyısında Rojin meçhule giden bir iz Babası hâlâ arar adalet bekleriz biz İsimler değişse de dinmiyor bu acı sel Bir gün elbet kırılacak o kirli kanlı el! Anayasa kitapta kaldı adalet ise rafta toz Zengini kucaklarken bize kaldı en sert doz! Sizinkisi bir riya bizimkisi can derdi Söyle o yüce devletin eli kime ne verdi? Kırık bir oyuncak kalmış çocukların avucunda Adalet can çekişiyor bir çıkmazın ucunda Faili meçhul değil bu faili hep tanıdık Biz bu köhne düzene bu zulme çok acıdık Sokaklar tekinsiz artık her taraf kurulu pusu Üstümüze sindi bak mazlumun kan kokusu Hangi hüküm geri verir kapanan gözleri Yeni yasa çıkartın idam edin hepimizi
Bana bir ülke söyleyin, tek güvenli yeri cumhurbaşkanlığı sarayı olsun. Küçücük çocuklara "Burası senin yuvan" diye gösterilen okullarına silahlarla saldırılar düzenlensin. Silahlı saldırıyı düzenleyenler kim dersiniz ? Çocuklar. Bana bir ülke söyleyin, kadın cinayetleri tavan yapmış. Her gün haber bültenlerini süsleyen kadın isimleri olsun. Özgecan Aslan mı dersiniz, Emine Bulut mu, İkbal Uzuner mi ? Yoksa saldırıda kendini öğrencilerinin önüne siper etmesiyle hayatını kaybeden Ayla Öğretmen mi ? Saymakla bitmez, hergün yenisi ekleniyor. Bana bir ülke, söyleyin yüzlerce üniversite okumuş genci olup da genç işsizliğin zirvede olduğu bir ülke. Ve işlediği onca suça rağmen haberler de alt yazıda "Gözaltına alındı" ifadesi geçtikten sonra serbest bırakılan onlarca cani, kana susamış katil. Ceza alsalar bile ne kadar yatıyorlar. 3 yıl mı ? 5 mi ? Cezalar caydırıcı değil. Caydırıcı olmayan cezanın da bir anlamı yok zaten. Annelerin babaların onca zahmetle çileyle büyüttükleri evlatlarını iki tane çakal , serseri yüzünden toprağa vermesi... Bir toplum için en ağır yük, en derin yara budur. Ve bu yara sadece bir ailenin değil, herkesin ortak acısına dönüşür. Böyle bir tabloda insanlar doğal olarak “Nerede yanlış yapıldı?” sorusunu sormaya başlıyor. Mesele sadece bireyler değil; eğitim sistemi, sosyal destek mekanizmaları, adaletin işleyişi ve toplumsal bilinçtir. Bir yerde öfke büyüyorsa, şiddet sıradanlaşıyorsa ve insanlar kendini güvende hissetmiyorsa, bu durum uzun süredir biriken sorunların dışa vurumudur. Şunu unutmayın, bu yaşananlar ülkenin kaderi değil !!! İnsanlar, kurumlar, yönetim ve yasalar nedeniyle ortaya çıkan sorunlar.