Bize insan olmak, etiyle kemiğiyle gerçek bir insan olmak bile ağır geliyor; bundan utanıyoruz, ayıp sayıyoruz ve eşi benzeri olmayan birtakım toplumsal varlıklar olmaya çabalıyoruz. Bizler ölü doğmuş insanlarız, çoktandır da canlı babaların çocukları olarak doğmuyoruz ve bu durum gittikçe bizim daha çok hoşumuza gidiyor.
…Hem, belki de, insanın sevdiği yalnızca refah değildir, olamaz mı? Belki de, aynı derecede acıyı da seviyordur? Belki, acı da refah kadar çıkarına uyuyordur? İnsanoğlu bazen acıyı da sever, hem de tutkuyla! …