Bir zamanlar küçük bir kız çocuğu varmış, hayatının sonuna dek küçük bir kız çocuğu olarak kalmak isteyen. Sonra o kız çocuğu bir gün büyümüş ve anlamış ki hayat istemediğimiz şeylerin gün geçtikçe bize evrilişinin ta kendisiymiş. O büyümüş ve küçülmüş dünya. Çünkü o büyüdükçe hayalleri küçülmüş, o büyüdükçe korkuları küçülmüş, o büyüdükçe umudu küçülmüş. Hatta o büyüdükçe yok olmuş sanki varoluşu... Hayatım öyle bir noktaya geldi ki hayallerimin önünü korkularım, umutlarımın önünü tedirginliklerim aldı. Umutlarım ve korkularım aynı oranda küçüldü ve her seferinde birbirlerini eksilttiler.
Sanki düşmekte olan bir uçaktaydım ve koltuğuma sıkı sıkı tutunarak kurtulacağıma inanıyordum.
Sanki tutunmak her zaman düşmekten kurtarırmış gibi...
Oysa kurtarmıyordu. Uçakta değildim ama yine de düşüyordum.