Hayat sen onu kabullendiğin anda başlıyordu. Hayat, sen hayatının nasıl ilerlediğini kabul ettiğin anda, ona karşı koymayı kestiğin anda, belki de çok kötü bir hayat yaşadığını kabul ettiğin anda başlıyordu. "Hayır, iyiyim!" diye itiraz etmediğinde başlıyordu her şey, sakin olduğunda, oturup kendine şöyle dediğinde:
"Evet, kötüyüm. Çok kötü hissediyorum. Kabul ediyorum, tamam. Hayat bu. Karşı koymuyorum ama geçeceğini biliyorum. Geçmesini diliyorum."
Hayat bir gölgedir gezinip duran... Belki de Shakespeare'in en sevdiğim sözü bu. Hayat bir gölge gibi; her adımımızda tepemizden yükselip bizi karanlıkta bırakan ama aynı zamanda da güneşten koruyan. Ömrüm boyunca yaşadıklarımın beni nereye sürüklediğini anlamaya çalıştım. Hâlâ anlamış değilim. Karanlığa mı sürükleniyordum, yoksa beni güneşten koruyacak bir gölgeye mi?