Fazla mesai için kendini paralayıp bu perhizle amaçsız bir yaşam süren bu iki çılgın işçi grubunun varlığında kapitalist üretimin en büyük sorunu, üretici bulamayıp gücünün fazlasını harcaması değil, tüketici keşfetmek, onların iştahını kabartmak ve yapay ihtiyaçlar yaratmak gerekliliğiydi. Soğuk ve açlıktan titreyen Avrupalı işçiler dokudukları kumaşları giymeyi, hasat ettikleri şarabı içmeyi reddettiklerinden,deli gibi oradan oraya giden zavallı imalatçılar da dünyanın öteki tarafına koşup giysileri giyip, şarapları içecek insanlar bulmak zorundadır. Avrupa her yıl dünyanın dört bir yanına, bu mallarla ne yapacağını bilmeyen halklara yüzlerce milyar ihracat yapmaktadır.*
*İki örnek: Hint köylülerini memnun etmek için ülkeyi perişan eden açlıklara rağmen pirinç veya buğday yerine haşhaş ekiminde inat eden İngiliz hükümeti, Hint afyonunun ücretsiz girişini Çin hükümetine kabul ettirmek için kanlı savaşları üstlenmek zorundaydı.
Polinezya'nın vahşileri, ucunda ölüm olmasına rağmen, İskoçya'daki içki fabrikalarını ve Manchester'daki dokuma atölyelerinin ürünlerini tüketmek için İngiliz usulü giyinmeye ve sarhoş edilmeye zorlandılar.