Özge Meşe

Özge Meşe
@ozgemesee
Oysa bizim bütün güzelliğimiz, yaşadıklarımızla düşündüklerimiz arasındaki acıklı çelişkinin yansımalarından ibaretti.
58 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Türk Devrimi biçimsel olarak 1908'de eski bir siyasî düzenin sökülüp atılması ve yenisinin kurulmasıyla başladı. Ne var ki bir başka açıdan bakıldığında, iki yüzyıldan beri süregelmektedir. Bir zamanların hakir görülen düşmanları karşısında alınan bir dizi yenilgi Türkleri, mevcudiyetlerini korumak uğrunda Avrupa silahlarını benimsemek, Avrupalı danışmanlar davet etmek ve böylelikle, ne kadar gönülsüzce olsa da, modern devlet ve ordunun temelinde yer alan yeni düşünceleri ve kurumları kabul etmek zorunda bıraktığında devrim başladı.
Sayfa 649 - Arkadaş Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ciddi bir istihdam alanı sağlayan tütünde 1884 yılında bir tekel oluşturuldu ve bu tekel bir Fransız-Avusturya şirketine verildi. 1914'e gelindiğinde bu şirket 30 milyon Türk altın lirası kâr elde etmişti ve bu kârın 23 milyonu Duyun-u Umumiyye konseyine vergi olarak ödendi. Demiryolları, tramvaylar, limanlar, gaz, elektrik ve su, bütün bunların hepsi yabancı imtiyaz sahibi şirketler tarafından işletiliyordu. Buna ek olarak sayısı zaten az olan madenler ve fabrikaların büyük çoğunluğu da aynı durumdaydı. 1867 tarihli bir kanunla yabancılara toprak sahibi olma hakkı da tanınmıştı.
Sayfa 612 - Arkadaş Yayınları·Kitabı okudu
Başlıca ve gerçekten önem taşıyan değişim, yazı dilinin konuşma diline yakınlaştırılması olmuştur. Bütün ülkelerde, konuşma diliyle yazı dili arasında belli bir farklılık olur. Kimi yapı, kimi üslup, kimi de belli bir ölçüde dilbilgisi ve kelime bakımından farklılık gösterir. Osmanlı Türkiyesi'nde bu ikisi iki farklı dildi. Eğitimsiz bir insan, kendisine yüksek sesle okunsa bile, normal bir yazılı metni anlamayı bekleyemezdi. Yeni Türkiye'de bu uçurum kapandı. Kitap, gazete ve resmî belgelerde kullanılan dil konuşma diliyle aynıydı veya en azından Batı ülkelerinde normal görülenden daha farklı değildi.
Sayfa 588 - Arkadaş Yayınları·Kitabı okudu
Sovyetler'in Latin harflerine geçiş politikasındaki amaçlardan birisi İslam etkisini azaltmaktı. Kuşkusuz diğer bir amaç da Sovyetler Birliği'ndeki Türklerle Türkiye'deki Türklerin temasını koparmaktı. Zira Türkiye hâlâ Arap yazısı kullanıyordu. Buna karşıt bir düşünce ise, yani farklı Türk halkları arasındaki teması sürdürme düşüncesi, bazı Türk milliyetçilerini Türkiye'de Latin alfabesini benimseme yönünde harekete geçirdi. Nihayet bu başarılınca da, karşı hamle olarak Sovyetler Latin yazısını terk edip Kiril yazısını aldılar ve böylece Sovyet Türkleriyle Türkiye Türkleri arasında yeniden bir kopukluk yarattılar.
Sayfa 583 - Arkadaş Yayınları·Kitabı okudu
Ümmet ve Millet
Akçuraoğlu Yusuf'un belirttiği gibi, bir Osmanlı milleti yoktu, yaratmaya çalışmak ise boşuna bir uğraştı. Osmanlı anavatanı, bir zamanlar bir araya gelmiş, içinde gayrimüslimlerin bile bulunduğu, egemen hanedana ortak bir bağla bağlanmış birçok milletten oluşuyordu.
Sayfa 459 - Arkadaş Yayınları·Kitabı okudu