NİETZSCHE’Yİ TERSTEN OKUMAK
İnsanlar oluşun dağlarını tırmanırken, Varlık’ın kendi-sine egemen olmayı arzularken hiçbir şey olmayı başaran tek varlıktır. Çünkü amaçları ve aklıyla çelişki için-dedir. Amaçlarını gerçekleştirmek isterken aklına, aklına uygun yaşamak isterken amaçlarına ihanet etmektedir… Ben Nietzsche'yi tersten okuyorum. Ondandır Nietzsche'yi yazıp, durmadan Nietzsche ile kavgaya tutuşmam. Nietzsche dilimi zenginleştiriyor, Nietzsche kavramlara bakış açımı değiştiriyor. Ama aynı Nietzsche yarattığı üst insan prototipi ile zayıf olanın mezarını kazarken ben kesintisiz oluşlar içinde Varlık’ı ait olduğu yerde, dünyada, toplumsal ilişkiler içinde arıyorum. Zayıfın kinini, kıskançlığını, menfaatini değil; özgürleş-me arzusunu, hakka olan inancını temel alıyorum ve özgürlüğün toplumsal bir değişim olmadan gerçekleşemeyeceğini biliyorum. Oysa Nietzsche toplumsal olanın üzerinde durmuyor, dünyaya egemen olan adaletsizlik, eşitsizlik onu rahatsız etmiyor. Hristiyanlığın Tanrısı ile sosyalizmin değer yargıları arasındaki güçlü tarihsel antagonizmayı görmüyor, bunun yerine pozitivizm de dâhil olmak üzere hepsini aynı kefeye koyuyor.
Her neyse... Bu yapıt boyunca yürüyeceğim. Bunları konuşacak çok vaktimiz olacak. Yine de sizden bir şey rica ediyorum. Beni ne salt mantıkla ne de salt imgelerin dünyası ile okuyun. Ta ki nefesimin tükendiği zamana gelene kadar. Aşkı da konuşacağız. Aşkı da yaşayacağız. Ama asla onu aşamayacağız. (Barkın Can Topcu)