Sorgula Bilinçlen Özgürleş
Puan vermedi
Şeriati yalnızca ekonomik bir sistem eleştirisi yazmaz; insanın tarih içindeki konumunu, özgürlük mücadelesini, sınıf ilişkilerini ve modern dünyanın ürettiği yabancılaşmayı anlamaya yönelik kapsamlı bir düşünce denemesi yapar. Şeriati, iktisadı salt üretim ve tüketim ilişkilerinin incelendiği teknik bir alan olarak görmez. Ona göre ekonominin asıl konusu insan ile servet arasındaki ilişkidir. Bu nedenle ekonomik sistemler değerlendirilirken yalnızca maddi göstergelere değil, insanın düşünce dünyasına, kültürüne ve ahlakına olan etkilerine de bakmak gerekir. Kitabın merkezi toplumsal değişimin kaynağının ne olduğudur. Şeriati, ekonomik yapı ile düşünsel yapı arasındaki ilişkiyi sorgular: Toplumların düşünce dünyası ekonomik sistemleri mi değiştirir, yoksa ekonomik dönüşümler mi yeni düşünceleri doğurur? Bu soru, onun tarih anlayışının da temelini oluşturur. Ona göre olayların yalnızca görünen sebeplerini değil, uzak ve derin sebeplerini de araştırmak gerekir. Ovanın yeşermesi yağmura bağlıdır; ancak yağmurun yağması da birçok farklı koşulun sonucudur. Tarihi anlamak da buna benzer; yüzeyde görünen olayların arkasındaki ekonomik, kültürel ve zihinsel süreçleri görmek gerekir. Dikkat çektiği noktalardan biri, ekonomik sistemlerin dünya görüşlerini şekillendirmesidir. Feodal toplumun kapalı üretim ve tüketim döngüsü, kapalı bir dünya görüşü ve buna paralel olarak kapalı bir din anlayışı üretmiştir. Bu nedenle Rönesans, yalnızca sanat ve bilim alanında bir canlanma değil, aynı zamanda toplumsal donukluğun aşılması anlamına gelir. Şeriati'ye göre gerçek ölüm biyolojik ölüm değildir; insanın kendi mezarını kendi elleriyle kazıp yıllarca öyle yaşaması, yani düşünsel ve toplumsal olarak donmasıdır. Sınıf bilinci üzerinde durulur. Ezilmenin tek başına insanları
KapitalizmAli Şeriati · Dünya Yayınları · 2004178 okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Dış dünyadaki kaosun asıl kaynağı, zihnimizdeki o "tanıdık" ama yıkıcı ses. Finley, bizi olaylarla değil, o olaylara verdiğimiz mekanik tepkilerle yüzleştiriyor. ​Kilit Çıkarımlar: ​Sen Değilsin: Öfke, korku ve acı senin kimliğin değil; sadece zihnine sızmış davetsiz misafirler. ​Gözlemle ve Özgürleş: İçindeki karanlığı yenmenin yolu onunla savaşmak değil, onu yargısızca izleyip gücünü elinden almak. ​Vazgeçiş: Haklı çıkma inadından vazgeçmek, en büyük içsel zaferdir. Savaşı dışarıda değil, içeride bitirmek isteyen herkese tavsiye ederim.
İçimizdeki DüşmanGuy Finley · Destek Yayınları · 202523 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Polyanna’nın Cenaze Töreni: Başarı Miti Çöküyor
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
"Kartal bile olsan, olanakların yoksa tavuk gibi yaşar ve ölürsün." Kalk Çalış Başarısız Ol! Kişisel gelişim rafları yıllardır bize aynı yalanı satıyor: "İnanırsan başarırsın", "Vazgeçmeyen kazanır", "Evrene mesaj gönder". Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara ise bu kitapta eline bir balyoz alıyor ve bu "toksik pozitivizm" putlarını tek tek, bilimsel verilerle yıkıyor. Bir yazılımcı olarak verilere bakarım. Bu kitap, duygusal bir isyan değil; başarının "Tersine Mühendisliği" (Reverse Engineering) ama bu sefer sonuçlar hiç de romantik değil. Kitabın Yüzümüze Çarptığı 3 Rahatsız Edici Gerçek: Hayatta Kalma Önyargısı: Yazar, uçakların hasar analizi örneğiyle muazzam bir giriş yapıyor. Biz hep savaştan dönen uçaklara (başarılı olanlara) bakıp analiz yapıyoruz. Oysa asıl veri, düşen uçaklarda (başarısız olanlarda). Bill Gates'i görüyoruz ama aynı zekaya sahip olup imkansızlıklar yüzünden kantin işleten Hasan Gökçe'yi görmüyoruz. Başarı formülleri hayatta kalanlara göre yazıldığı için istatistiksel olarak çöp. Monopoly Deneyi ve Hileli Oyun: Kitaptaki en çarpıcı bölümlerden biri. Hileli bir Monopoly oyununda, zengin başlatılan deneklerin, başarılarını kendi stratejilerine ve zekalarına atfetmeleri.... İnsan beyni, kendi başarısını rasyonalize etmeye programlı. Zengin doğan, "çok çalıştım" diyor; oysa sadece zarı çift gelmişti :) Çaresizliğin Gücü vs. B Planı: "Her zaman bir B planın olsun" tavsiyesinin bilimsel olarak nasıl performansı düşürdüğünü anlatıyor. Asıl itici güç motivasyon değil, çaresizlik. Behçet hocanın kendi akademik kadro maceraları ve "Babişko Asuman" örneği, sistemin liyakat değil, network (kibarca torpil) üzerine kurulu olduğunu acı bir mizahla kanıtlıyor. Selim Işık Açısından Bakış: Bu kitap, Tutunamayanlar için bir teselli değil, bir durum tespit tutanağı. Behçet Hoca
Alıntı
Kalk Çalış Başarısız Ol!Behçet Yalın Özkara · Kronik Kitap · 20241,827 okunma
Puan vermedi·270 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 19:21
Ben bu kitabı okurken hissettim ki, hayatın gerçek yükü kalpte başlıyor. İbrahim Edhem’in sözleri bana şunu söyledi: “Kalbin huzurunu bulamıyorsan, yaptığın ibadet, söylediğin söz, tüm çaban eksik kalır.” Kalbimi dinledim; fark ettim ki huzur, dışarıdan gelmiyor, içten gelmeli. Bu yüzden artık ritüellerimi sadece yapmakla yetinmeyeceğim; her birini kalbimle, niyetimle ve ruhumla birleştireceğim. Kitap bana nefisle savaşmanın ve teslimiyetin önemini gösterdi. Dünya tutkuları, arzular ve küçük hesaplar insanın ruhunu hapsedermiş. İbrahim Edhem’in yolu, nefsi dizginlemekten geçiyor. Ben de fark ettim ki, kendi nefsiyle barışık olmayan bir kalp, Allah’a teslim olamaz. Kitap bana, arzulardan sıyrılmanın ve Hakk’a yönelmenin ne kadar güzel olduğunu gösterdi. Sessizlik, sabır ve ölçülülük kitabın her satırında yankılandı. İbrahim Edhem, konuştuğunda bilgisiyle, sustuğunda sabrı ve sessizliğiyle Şeytan’a karşı duruyordu. Ben de gördüm ki, susmak bazen konuşmaktan daha güçlüymüş; bilinçli bir sessizlik, nefsi ve çevreyi denetlemenin en derin yoluymuş. Kitap bana, bilgiyi yaşamak, bilgiyi kalbe yerleştirmek ve söz ile eylem uyumunu sağlamak gerektiğini öğretti. Dünya ve ahiret dengesi de çok netti. Kitap bana şunu söyledi: “Dünya bağlılıkları kalbi bulandırır, ahiret ise kalıcı olandır. Özgürlük ve cömertlik, dünyadan vazgeçmekle başlar.” Ben bunu içimde hissettim; kalbimde hafiflik ve ferahlık, dünyevi bağlardan sıyrıldıkça geliyor. Kitap, bana gerçek özgürlüğün, cömertliğin ve benlikten vazgeçmenin kapılarından geçtiğini fısıldadı. Benlikten vazgeçmek ve Allah’a yönelmek, ruhun en derin arzusuymuş. Kitap bana gösterdi ki, kalbin perdelediği gerçekler sadece aşk ve teslimiyetle açılıyor. Kitapta geçen sözler, bana hayatın bir aynası gibi geldi. İyilik ve doğruluğun
Din
İbrahim EdhemEbu Talib Mir Abidini · Irmak Yayınları · 20137 okunma
10/10
·336 syf.·
2025 52. kitabı
Merhaba Mucizevi Can Yazarımız Recep Özer kitap boyunca biz okuyucuya böyle hitap ettiği için bende böyle selam vermek istedim. Türkiye’nin ilk interaktif kişisel gelişim kitabı olan #heysenbirmucizesin’in yorumu ile karşınızdayım. Bu kitap kimler için yazıldı şimdi ona bakalım. Bu kitap; yaşamında şükür ve teşekkür frekansından yayın yapmak isteyenler, ilahi sistemin işleyişini merak edenler, dipte olup yaşamında çıkış yolu arayanlar, geçmişiyle helalleşmek isteyenler, korkularından özgürleşmek isteyenler, kendini ve herkesi yargılamayı bırakmak isteyenler, hastalıklarını şifalandırmak isteyenler, fıtratını ve yaradılışını keşfedip ona uygun yaşamak isteyenler, dönüşümlere ve mucizelere tanık olmak isteyenler zihnin ötesine geçmek isteyenler ve küllerinden yeniden doğmak isteyenler için yazıldı. “Sen değişince dünya değişir, sen dönüşünce evren dönüşür.” 9 bölümden oluşan bu eserde en çok ilgimi çeken bölümler YARGISIZLIK, AFFETME , BAĞ KESME MEDİTASYONU, Hastalıkların zihinsel ve enerjisel nedenleri gibi… Resmen bir rehber, bir başucu kitabı. Israrla tavsiyedir. Yargıszlık Birini yargıladığımız zaman onun yargı alanına girmiş oluyoruz ağır ve katı bir enerji olan yargı bizim enerjimizi düşürüyor yani en kıymetli hazinemizi enerjimizi düşürmüş oluyoruz. Önce kendimiz yargılamayı bırakmalıyız. Kendi öz değerimizin farkındaysak kendimize değer verip seviyorsak dışarıdan gelen yargılamalar da bizi etkilemez. Affet ve Özgürleş Bizi üzen bize zararı olan insanlara karşı nötr bir alana geçmeye çalışmamız gerekiyor. Çünkü o kişilere karşı olan öfkemiz kırgınlığımız dargınlığımız reddedilme ve pişmanlığımız enerjimizi sandığımızdan çok daha fazla emer. Amacımız o kişi de karşı nötr hale gelebilmek
Hey! Sen Bir MucizesinRecep Özer · Mucize Yayınevi · 0304 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2025 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2025 20:22
Diyetlerin hiç uzun soluklu olduğunu görmedim. Kitabın yazarı da tam bunun ne denli başarısız olduğuna örnekler verirken, diğer yandan da sezgisel yeme diye bir kavramdan bahsediyor. Sezgisel yeme de tam olarak şöyle, *yemek yemeye koşulsuz izin vermek *açlık yokluk sinyallerimize uyum sağlayarak yemek yemek *duygusal değil fiziksel sebeplerle yemek. Bence biz kadınların çoğunluğu duygusal açlık yaşıyor. Yazarın burda bahsettiği de o, eğer bedenimize, beş duyumuza kulak verirsek o nasıl beslenmesi gerektiğini bilir diyor. Bu aralar sezgisel yeme uzak doğuda da meşhur sanırım bununla ilgili videolar gördüm. Umarım hepimiz bir gün duygularımızdan ve "arkandan ağlamasın, o kadar hazırladım yemezsen küserim, sen kilo mu aldın, çok zayıflamışsın çökmüşsün" gibi dış algılardan bağımsız bedenimize kulak vermeyi öğreniriz. Coğrafya kaderdir.
Hayata Dair
Yiyerek ÖzgürleşEgenur Bakıner · Nemesis Kitap · 202239 okunma