Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklacı Felek Usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.
- Ömer Hayyam
Günümüzde seyyahların hep acelesi var; telaş içinde, her ne pahasına olursa olsun diyerek geliyorlar, ama gelmek bir yolun sonuna varmak demek değil. İnsan her menzilde bir yere varır, her adımda gezegenimizin gizli kalmış bir yüzünü keşfedebilir, bunun için bakmak, istemek, inanmak, sevmek yeterlidir.
Şirin’in mektuplarından birinde rastladığım şu buz gibi düşünce beni irkiltmişti: “İran hasta” diyordu. “Başucuna bir sürü gelenekçi, yenilikçi hekim toplanmış, her biri kendine göre bir ilaç öneriyor, hastayı kim iyileştirirse gelecek de onun olacak. Eğer bu devrim zaferi kazanırsa mollalar demokratlaşmak zorunda kalacak; eğer başarısız olursa, demokratlar mollalaşacak.”
"Tutsaklığın ızdırabını çekmiyorum, yakında gelecek ölümden korkmuyorum.tek üzüntü kaynağım, ektiğim tohumların filizlendiğini görememek. Zorbalık Doğu’nun halklarını ezmeye ve yobazlık onların özgürlük çığlığını boğmaya devam ediyor. Eğer tohumları, sarayların çorak topraklarına değil de bereketli halk tarlalarına atsaydım daha başarılı olurdum belki.
Ve sen, en büyük umutlarımı bağladığım İran halkı, bir adamı ortadan kaldırarak özgürlüğe kavuşabileceğini sanma. Yüzlerce yıllık geleneklerin ağırlığını sarsmayı göze alman gerek"