“gerçek dostların, kendi sadakatlerini bildikleri için, bu yapılandan kuşku duymazlar. Oysa ki hainler hemen dikkat kesilir. Hafiyeleri satın almaya bakarlar. Yavaş yavaş gerçek dostlarının aleyhine, düşmanlarının ise lehine raporlar almaya başlarsın. Sözler, ister iyi, ister kem olsunlar, oklara benzerler; sürüyle atarsın içlerinden biri hedefi vurur. Giderek gönlün dostlarına kapanır, hainler yanına yörene yerleşir, o zaman gücünden ne kalır geriye?"
Ne zaman güvenilebilecek birini bulsam, hırsı yeterli olmuyor ve iktidara ilişkin şeylerden kuşku duyuyor. Ve ne zaman bir adam önüne sunduğum her işin üzerine atlamaya hazır gözükse, bu telaş beni kuşkulandırıyor.
Sırlarla onları ortaya çıkaranlar arasında kalınca, hep sırlardan yana taraf olurum ben. Bir hafiye yanıma gelip de bir konuşmayı rapor etse, bu işlerin ne onu, ne beni ilgilendirdiğini söyleyip ağzını mühürlemesini buyurur, bir daha eşiğimden içeri adım atmasını yasaklarım. Benim insanlar ve olaylar hakkındaki merakım bambaşka biçimlerde ifade ediyor kendini.