KALPSİZLER
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2024 20:56
Kötü duygulardan kurtulmak için kalbinizden vazgeçer miydiniz? Evettt, uzun bir aradan sonra merhabaa! İnceleme yazmayı ama daha da önemlisi kitap okumayı özledimm. Yazılı döneminin ardından hız kesmeden okumaya devam! Bugün de sizlere dün başlayıp az önce bitirdiğim ve çok beğendiğim Kalpsizlerle ilgili düşüncelerimi paylaşacağım. Kalpsizler Genç Timaşın çıkardığı üçüncü çizgi roman ve insanlar üzüntü, korku, öfke, endişe gibi rahatsız edici duyguları hissetmemek için kalplerini aldırıyorlar. Bilgin adındaki doktor tarafından oluşturulan bu proje maalesef insanların sevgi, dostluk, merak gibi duygularını da kaybetmelerine ve âdeta hissiz birer robota dönüşmelerine sebep oluyor(tabi ki iradeleri var, robot benzetmesi ne kadar hissiz olduklarını ifade etmek için kullandığım bir tanımlama). Ve ana karakterimiz June kalbine sahip çıkan tek kişi. Çevresindeki herkesin duyarsızlığı karşısında duyguları olan June'un yalnızlığı içimizi acıtıyor tabi ki.. Aslında olaylar June'un dışarıda terk edilmiş bir kalp bulması ve onu kullanarak ablasını eski hâline döndürmek istemesiyle başlıyor. Tabi ki bu macerada ona arkadaşlık edecek biri lazım, bu noktada da Marx devreye giriyor o da kalbini verenlerden ancak yavaş yavaş hissetmeye başlamış bir çocuk ve June'un da sınıf arkadaşı. Birlikte bu projenin arka planını araştırıp her şeyi eskisine döndürmek için çabalıyorlar(spoiler vermemek için bu noktada detay vermiyorum.). Ben kurguya, yazarın üslubuna, çizimlere ve karakterlere bayıldım. Kalpsizler aslında kurgusu daha detaylı işlenip roman haline getirilse distopik- bilim kurgu kitabına dönüşebileceği, kitabı bitirdikten sonra aklımda kalan bir düşünce oldu. Sanırım bu bakış açısıyla okuduğum için son kısmı biraz absürt geldi ama sonuçta kitap fantastik kurgu üzerine
Edebiyat
KalpsizlerKerilynn Wilson · Genç Timaş · 20231,176 okunma
"Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz"
8/10
·192 syf.··
2022 32. kitabı
“Eşitliği olmayan bir savaşta, yasa, güçlülerin safında yer alıyordu.” (s. 132) “Beklemek zorundaydı. Kaç gün? Yanıt, yazgının elindeydi.” (s. 178) “Tek bir şey vardı artık: Umut! Ona güç verebilecek biricik şey buydu.” (s. 179) Yazarın okuduğum diğer üç kitabı; Şeker Portakalı (iki kez), Güneşi Uyandıralım ve Delifişek’ten sonra ‘Kardeşim Rüzgar, Kardeşim Deniz’ sıradaki kitabım olur. Kitap ile ilgili yorumum tabi ki bir Zeze kadar keyif alamadım, tabi ki Zeze kadar hissedemedim ve tabi ki Zeze’nin hikayesi kadar beğenemedim ama nihayetinde farklı bir kitap, farklı bir eser. Bir yazarın her eserinden aynı tadı alacağız diye bir kural, kaide bulunmuyor. Ancak şunu çok net söyleyebilirim ki; bu satırları yazarken şu an Zeze’yi özledim, özlediğimi farkettim, belki de depreştirdim.Tekrar mı okusam üçüncü kez acaba? :)) Özledimm seni canım Zeze.. Ve yine kalbinden öpüyorum seni canımm Zeze.. Ve de seni hep seveceğim canım Zeze.. Şeker Portakalı kitabının yazılış serüveni beni oldukça etkilemişti; bu kitap serisine ve Zeze’ye olan sevgim ve bağlılığım buradan geliyor da olabilir. Şöyle ki; yazar sıkıntılı geçen çocukluk yaşantısından izler barından bu eseri on iki gün gibi kısa bir sürede yazıyor ve “yirmi yıldan fazla bir süre onu içinde, yüreğinde taşıdığını” yani yaşam devam ederken bir yandan da Şeker Portakalı’nın yüreğinde yazılmaya devam ettiğini belirtiyor. Çok etkileyici değil mi? :) Kitaba dönersek, kitabı İzmir’de okumuştum ya da dönüş yolunda. Canım deniz kenarında, denizin içinde, denizle birlikte ve hep denizle... Adını çok sevmiş olmalıyım, güzelim Ege, güzel İzmir’e giderken yanıma alma nedenim bu olmalı.. İşte bu kitap bir yerde buna değiniyor; toprağı bırakıp
Edebiyat
Kardeşim Rüzgar Kardeşim DenizJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 20212,857 okunma